• Doyamadığım Şiirler

    Kanadı Kırık Bir Akşam

    Gün bitti lambayı hazırla;Işık kalmadı girecek odamızaÇek perdeleri sevdiceğim;Kanadı kırık bir akşamZonkluyor durmadan dışarda. Sen bugünden yarınaBirazcık umut sakla Yarın farklıdır bugünden,Adı değişir hiç olmazsa,Kara bir suyuGeçiyoruz şimdilerdeBasarak yosunlu taşlara. Sen bugünden yarınaBirazcık umut sakla Gün bitti sevdiceğim;Geriye kalan posa.Bu serin güz akşamındaGeç otur karşıma sessizce,Devam et ördüğün hırkaya. Metin Altıok

  • DENEME

    CADDE

    Evlenmeden önce Ferhat’ı görmeye İstanbul’a geldiğim zamanlar, Ankara’da okuyan, denize hasret kalmış bir Egeli olarak, onun beni Bağdat Caddesi’ne getirmesine bir anlam veremez, biraz da burun kıvırarak ”ne işimiz var burada” diye sitem eder, ısrarla deniz kokusu alabileceğim bir yere gitmek isterdim. Yıllar sonra buraya bu kadar tutkun olacağım aklımın ucundan geçmezdi. Şimdi her fırsatta çıkıp yürüyorum. Cadde’ye çıkan bütün yolları, tek yönleri, ters yönleri, sokak isimlerini, eskimiş evlerdeki yaşanmışlıkları, yıkılan evlerin efkârını, yeniden yükselen binaların yerine yakışma endişesini, yeni yerleşilen evlerdeki hayatı soluma telaşını içime sindire sindire yürüyorum. Bazı sokakları, bazı sokak isimlerini, bazı sokakların hem kendilerini hem isimlerini seviyorum. Mesela Taş Mektep Sokak ya da Yeşil Bahar Sokak……

  • ÖYKÜ

    TAKAS

    ”Otursana biraz, niye gitmekte acele ediyorsun?” dedi. Acelem yoktu aslında ama “ne yapıyorsun?” sorusuna “aklımı başıma topluyorum” cevabını veremediğim gibi bu soruya da “önümüzdeki birkaç ayı seninle geçireceğim 5 dakikayla takas etmeye gücüm yok” diyemedim. Çünkü biliyordum ki o 5 dakikada bakışları, dudaklarının gülümserken yaptığı kıvrımlar, alnına düşen gür saç tellerinin rüzgarla arsız uçuşmaları, elleri… Ahhhh, en çok elleri, uzun, biçimli parmakları tanklı tüfekli bir ordu gibi önümdeki birkaç ayın savunmasız, silahsız her anını teslim alacak, rutinin dışına çıkabildiği her an boş kalan zihnimi esir edecek, sabah uyandığımda ve mutlaka her gece uyumaya hazırlanırken siperlerime sızacak ve sonunda kalbimi ve hayatımı bir kez daha fethederek mutlak zaferini ilan edecekti. Zaten…

  • DENEME

    Şişedeki Sinek

    ”Felsefenin amacı nedir? Şişeye düşen sineğe çıkış yolunu göstermektir” diyor Ludwig Wittengenstein. Fakat günümüzde toplum şişeye düşen sinek şişede kalsın istiyor. Şişeden çıkmaya çalışma çabası ve hatta isteği bile abesle iştigal kabul ediliyor. Şişede ‘yaşamak’ için gerek şartlara sahipsen bir adım ötesini merak etmek, yaşamla, evrenle, kendinle ilgili sorular sormak, kendi hakikatine yaklaşmaya niyetlenmek, bazen kendini ve yolculuğunu tanımak uğruna yanlış yapmayı, vazgeçmeyi, yalnız kalmayı ve hatta ıstırap çekmeyi göze almak çok yadırganıyor. Size çizilen sınırlar içinde kalmanız, uygun görülen rolü oynamanız ve kabul gören davranışları düstur edinmeniz gerekiyor. Hatta bir süre önce kendi tecrübe ettiğim bir süreçte gördüm ki sizi çok sevenlerden de, onların sizi içinde görmek istedikleri resmin…

  • Doyamadığım Şiirler

    Gecenin Kapıları

    Bütün kapılar kapandı, dışardayım Birden karşıma çıkmayın korkuyorum Uykusuzum fena halde, sokaktayım Karanlık bastırdı mı bozuluyorum Fena bir yerimden koptuğum doğru Kendimden çok fazla yaşamaktayım Nereye bağlanacak bu işin sonu Aslında ben kimi meraktayım Bütün kapılar kapandı. Sokaktayım... Attila İlhan

  • ŞİİR

    DİDE’M

    Denizin kenarında Ay ışığının altında Gözleri denizden mavi Teni aydan ışıklı Saçları dalga dalga kalbimin kıyısına inen bir kadın Derin sular gibi derin Akan sular gibi berrak Derin, berrak ve sıcak Dupduru sesinde bir şarkı Şarkısında ilkyaz umutları Diyor ki ''yaşayalım mı'' Gözünde sessiz, sözsüz vaatler Hep mavi sabahlara uyanma çağrısı Elini bir tutsam Elleri kaybolduğum tüm yolların pusulası Bir havası var ki Her şeyin mümkün olduğuna inanasım geliyor Onunlayken mutlaka bir yerlere cemre düşüyor.

  • ŞİİR

    GİDERSE

    Biri gelir Sana seni fısıldar Kim olduğunu anlatır Gider belki Kim bilir Belki kalır Giderse Sana seni bırakır Şiir bırakır Hasret bırakır Yarım bırakır.

  • DENEME

    DOKTOR ANNESİ

    Bugünün son hastası…Bir doktor annesiydi. Ultrasona gitmeden önce Filiz’e hastanın şikayetini sordum. Meme başından kanlı akıntısı olduğunu öğrendim. Mamografisini görünce şikayetinin uzunca bir süredir devam ettiğini tahmin ettim. Ultrasonda yanına girdiğimde ne kadar süredir bu şikayetlerinin olduğunu sordum, biraz tereddütlü ”bir hafta” dedi. O ”bir hafta”nın aslında ne kadar olduğunu doktor anneleri bilir. O ”bir hafta” hiçbir zaman bir hafta değildir. O bir hafta bazen bir ay, bazen birkaç aydır, kimi zaman yıl olur. Doktor annesi ya da babası canına tak etmeden, son noktaya gelmeden evladına söylemez canının ne kadar yandığını. ”Bir hafta” dedi, üstelemedim. Bir süre sonra yanından oğluna bilgi vereceğimi söyleyerek ayrıldım. Dışarda endişeyle beni bekliyordu doktor bey,…

  • ŞİİR

    AYNA

    Boydan bir ayna Uzun uzun bakarım Senin bende bulduğuna Seninleyken olduğuma Yokluğunda Senden bana kalana Benden geri kalana Not: Kara Yılkı dergisi 18. sayıda yayınlanmıştır.

  • DENEME

    YÜZLEŞME

    Sevmek, çok sevmek yetmiyor. Hiç bırakmamak üzere tuttuğumuz elleri bırakıyor, beraber yaşlanmak üzere çıktığımız yollardan, verdiğimiz sözlerden dönüyoruz. Bazen hayat yoruyor…Bizi, ilişkilerimizi. Aramızdaki bağları zayıflatıyor, koparıyor ve sevgi de tükeniyor. Kimi zaman da sevgi her şeye rağmen olanca güzelliğiyle direniyor. Peki yetiyor mu? Zamanla arkadaşlıktan, dostluktan, sevgili ya da eş olmaktan anladıklarımız ve beklentilerimiz değişiyorsa…Ortak hayaller kuramıyor, birbirimizin hayallerini paylaşamıyor, birbirimize cesaret vermiyor, veremiyorsak…Birimiz diğerinin kırgınlıklarını ya da ışıldayan taraflarını görmezden geliyorsa… ”Mış gibi” yapıyorsak…Ya zaman içinde yakınlaşacağımıza yabancılaşıyorsak…Çok seviyor olsak da yetiyor mu mutlu olmaya? Yetmiyor! Pek çok ilişki ezberden yürüyor. Çoğumuz ilişkilerimizde mutlu olup olmadığımızı bile sorgulamaya korkuyoruz. En zoru insanın kendisiyle yüzleşmesi., mutsuz olduğunu ve mutsuzluğunun sebeplerini…