Herkes öldürür mü sevdiğini?
Herkes öldürmez sevdiğini. Başka türlü bir sevmek mümkün.
Geleceği vaatlere tutsak etmeden, kıymeti kendinden menkul büyük sözler vermeden, ”sonuna kadar” ve ”sonsuza kadar”lardan azade, beklentiler ve mecburiyetlerle toz tutmamış, bu anın içinde ve fakat sonsuz bir sevmek mümkün. Sonsuza kadar olup olmadığından emin olmadan, yanında ve seninle olduğum her bir anın içinde sonsuz bir sevmek mümkün.
”Yarın”ın kapılarının her ihtimale açık olduğunu bilerek, tüm ihtimallerde kimi zaman canımızı yakmak pahasına gerçeği söyleyerek, konuşarak, duyarak, anlamaya çalışarak, anlaşamadığımızda birbirimizde sadece bizim görebildiklerimize tutunarak, bazen acıtmayı ve acı çekmeyi göze alarak…
Bazen şiirlerle, çiçeklerle ayaklarını yerden keserek ya da daha makbulü ayakları yere basarak, sadece bekleyerek, herkes konuşurken susarak, sorgulamadan sorarak, cevaplardan mutlu olmasan da saygı duyarak, inanarak, kazmadan, kazımadan, deşmeden, kanatmadan sevmek mümkün.
”Biz”in içinde kalmaya çabalarken ”ben”i yitirmeden, özüne ihanet etmeden, benim istediğim sen, senin istediğin ben olma çabasına girmeden, kendini gerçekleştirme yolculuğunda yol arkadaşı olarak, yer yer kaybolma ve kaybetme tehlikesini göze alıp yolculukta özgür bırakarak, kaybolduğunda yardım isteyen, yol göster diyen bir el uzanıyorsa o eli tutarak…
”Biz”in içinde yorulup yolunu ayırmak isteyene güzel veda ederek, güzel hatırlayarak sevmek mümkün.
Gerektiğinde vazgeçerek…
Kendine ve ”biz”e inanıyorsan elindeki bütün kozları oynayarak ve ne pahasına olursa olsun bir kez daha deneyerek sevmek mümkün.
Yaşayarak, yaşatarak, büyüyerek, büyüterek, değişerek, paylaşarak, gerçeklerle ve özgür bırakarak sevmek, sevmeyi öğrenmek mümkün. Kolay değil elbette bunun da bedeli ödenecek, birileri incitecek, birileri incinecek. Yapman gereken tek şey incinmeye değer birini bulmak…
NOT ”Gerçek şu ki herkes seni incitecek. Yapman gereken tek şey incinmeye değer birini bulmak” Bob Marley



4 Yorum
arzu aksaya
Yorum Sevgililer gününün klişe dayatmalarına inat ”sonuna kadar” ve ”sonsuza kadar”lardan azade en samimi aşk tarifi diyelim mi sinopsis’e 🙂
Elinize sağlık Ezgi Hanım 🙂
Ezgi Balaban
Seve seve 🙂
Çok teşekkür ederim Arzu hanım.
Kübra
Bazen de yaşanmamışlıklar inciniyor, incitiyor diyebilir miyiz?
Yine çok güzel bir yazı olmuş Ezgi Hanım 🙂
Kaleminize, yüreğinize sağlık.
Ezgi Balaban
Yaşanmamışların boşluğu yaşanmışlıkların pişmanlığından hep daha büyük oluyor galiba. Nermin Yıldırım’ın bir kitabında okumuştum; “Yarım kalan her şey sonsuzluğa uzanır” diyordu. Aşkı aşk yapan biraz da yarım kalması, yaşanamaması mı acaba…
Yazıyı begenmenize çok sevindim. Guzel yorumunuz için teşekkür ederim. Sevgilerimle…