DENEME

Şişedeki Sinek

”Felsefenin amacı nedir? Şişeye düşen sineğe çıkış yolunu göstermektir” diyor Ludwig Wittengenstein.

Fakat günümüzde toplum şişeye düşen sinek şişede kalsın istiyor. Şişeden çıkmaya çalışma çabası ve hatta isteği bile abesle iştigal kabul ediliyor. Şişede ‘yaşamak’ için gerek şartlara sahipsen bir adım ötesini merak etmek, yaşamla, evrenle, kendinle ilgili sorular sormak, kendi hakikatine yaklaşmaya niyetlenmek, bazen kendini ve yolculuğunu tanımak uğruna yanlış yapmayı, vazgeçmeyi, yalnız kalmayı ve hatta ıstırap çekmeyi göze almak çok yadırganıyor. Size çizilen sınırlar içinde kalmanız, uygun görülen rolü oynamanız ve kabul gören davranışları düstur edinmeniz gerekiyor. Hatta bir süre önce kendi tecrübe ettiğim bir süreçte gördüm ki sizi çok sevenlerden de, onların sizi içinde görmek istedikleri resmin dışına çıkmaya niyetlendiğinizde sizin ne istediğinizden çok kendi görmek istediklerine odaklananlar oluyor. Genellikle bu tip durumlarda ”sen ne istiyorsun” sorusundan ziyade ”daha ne istiyorsun” sorusuyla karşılaşılıyor. Çünkü Coelho’nun Zahir’de saptadığı gibi ”başkalarının düşündükleri bizim hislerimizden daha önemli” Gerçekten böyle mi peki?

Öyle yekpare metinler var ki ezberlerde metinden bir cümleyi ya da paragrafı çıkarmaya ya da değiştirmeye niyetlendiğimizde ezber temelli bozulacak, metin tüm anlamını kaybedecek sanıyoruz. Oysa birkaç küçük değişikliğe niyet edecek cesareti bulabildiğimizde, ezber bozuluyor belki evet ama metin kendini yeniden yazıyor, başka anlamlar buluyor kendinde. Bunun içinse biraz özgürlük alanı sağlamak gerekiyor gerçekten sevdiklerimize. Kendi cümlelerini kurabilsinler, kendi yazılarını yazabilsinler, kendi sorularını sorabilsinler diye…Tıpkı o kallavi ezberler gibi ”özgürlük” de çok yanlış anlaşılıyor bence. Yine Coelho (aslında hepimizin de bildiği gibi) mutlak özgürlük diye bir şey olmadığını, özgürlük dediğimiz şeyin aslında seçme özgürlüğü olduğunu söylüyor. Peki kaçımız sevdiklerimize seçme özgürlüğü tanıyoruz? Bu kadarını bile yapmaktan acizsek gerçekten sevmekten bahsedebilir miyiz? En son ne zaman çok sevdiğiniz birine cevabından korkmadan ”mutlu musun” ya da ”ne istiyorsun” diye sordunuz? Peki ya kendinize…En son ne zaman?

NOT: Ne istediğimi soranlara, seçme şansı tanıyanlara, seçimlerime ve hatalarıma saygı duyanlara, esirgeme ve kaybetme kaygısına yenik düşmeden sevebilenlere, gerçek sevginin aklımdaki ve kalbimdeki tanımını 40 yıl sonra tekrar yaptıranlara…Minnettarım.

Bir yorum

  • Akın

    Yorum Çok çok güzel.Yazı sahibinin bir Dr.olduğunu düşündükçe…Demek ki;doktorların mutlaka başka başka yetenekleri de var diyorum.Sahibini kutluyorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir