Bakıcaz
Üzerini örttüğünüz her şeyin altında kalırsınız’’ diyor Alice Miller. Bir süre önce kaygılarımın üzerini örttüğümü fark ettim. Aman aklımızdan kötü bir şey geçmesin, hafazanallah ağzımızdan tatsız bir şey çıkmasın, hep pozitif olalım, illa ki olumlayalım derken günlüğüme bile çekincesiz yazamaz olduğum bir dönem geçirmişim. Oysa ki ben kaygılarımı yazarak şifalandırıyormuşum, kağıda düşen her harf kalbimden bir parça ağırlık kaldırıyormuş. Bir de inanarak…
Adamın biri bir ağaca tırmanırken o kadar yükseğe çıkmış ki tırmanmaya devam etse ince dallar kırıldığı için düşecek, inmeye çalışsa aşağı bakamayacak kadar yüksekte…Belki biri duyar diye ‘’Bir Allah dostu yok mu inmeme yardım edecek?’’ diye seslenmiş. Bu sesleniş Allah’ın çok hoşuna gitmiş, melekleri ile bir mesaj göndermiş, ‘’Korkmasın, atlasın, bir şey olmayacak.” Melekler mesajı iletince adam etrafına bakınıp tekrar seslenmiş ‘’ Başka Allah dostu yok mu?’’
Bu sıralar muhatabına seslenme, ‘’Atla, korkma’’ diyen sesi duyma, üzerini örttüklerimi havalandırma çabasındayım. ‘’Gizlenmek güzeldir, bulunmamak felaket’’ diyor Winnicott. Vakti gelince bulunmayı umarak, ehvenişeri reddederek, kalbin gümbürtüsü zihnin gürültüsünü bastırana dek bir süre daha saklanmak niyetindeyim.
Kaygılarımla, özlemlerimle, “mış gibi” yapmadığım her an kendime, özüme daha yakınım.
Lügatımda dumanı üzerinde bir kelime; bakıcaz.
Şimdilik böyle…
Photo by Naz Balaban


