DENEME

  • DENEME

    EKSİK

    Bazen eksik bir şey oluyor.  Ya hiç olmamış ya da o kadar uzun zaman eksik kalmış ki yokluğuna alışılmış, boşluğu kanıksanmış...  Adını koyamadığın, farkına varamadığın boşluğa adrese teslim bir özlem gelip yerleşiyor bir gün.  İki gündür bir "hâl"i özlüyorum. "Eksik bir uzvun hayalet ağrısı" gibi yazmıştım geçen hafta bir öyküde. Kendini gerçekleştiren kehanet oldu.  Eksik bir uzvun hayalet ağrısı gibi, o "hâl"in yokluğu içimi sızlatıyor.  Ezberimdeki cümlelere kelimeler ekliyor, öznelerini değiştiriyorum. "Sen halledersin." in öznesini 1.tekil şahsa çevirip sonundaki nokta yerine virgül koyuyorum. Virgülün peşine 3 kelime ekliyorum "Sen düşünme artık."  Güneş tutuldu ya dün, sanırsın ben güneşi elimle tuttum, öyle yandı canım. Bütünün hayrına niyetler tutacakmışız, öyle yazıyor astrolojiden…

  • DENEME

    ÇARŞI

    Birkaç seferdir annem her aradığında Göztepe sabit pazarda olduğumu ve hemen her gün işten sonra kısacık da olsa buraya uğradığımı fark ettim. Mecbur kalmadıkça başka yerden alışveriş yapmıyor, buraya gelmeyi bir zorunluluk olarak görmüyor, hatta haydi çekinmeden söyleyeyim, bildiğiniz seviyorum. Aklımda bir şey olmasa da pazarın içinde dolaşırken bir şeye heves ediyorum, mesela yufkalar yufkacının elinde ipek kumaşlar gibi dalgalanınca birden çocuklara sigara böreği yapmaya karar veriyorum ya da turşu kavanozlarındaki hint düğünlerini andıran renk cümbüşü erik turşusunu ne kadar sevdiğimi aklıma getiriveriyor. Daha dün roka-tere aldığım yeşillik tezgahının sahibi beyefendi alacak bir şeyim olmadığını bilse de geçerken muhakkak hatırımı soruyor, ayaküstü laflıyoruz, memleketten yana ortak dertlerden konuşuyor, halimizin nereye…

  • DENEME

    BAHÇE

    Çok küçüğüm. Bütün dünyam bu ev, bu bahçe. Dedem kuzuları besliyor, ben seviyorum. İçimde bir buruk hüzün; Kurban bayramı yaklaşıyor. ''Dedesinin kuzusu''yum ben de. Bütün kuzular hep sevdiklerinin yanında kalsalar keşke… Biraz daha büyümüşüm. Elimde bahçe hortumu, suyla oynuyorum. Ayaklarım çıplak. Biraz domateslere su tutuyorum, biraz ayaklarıma. Dedem nane toplarken türkü mırıldanıyor. Ayaklarımda suyun serinliği, burnumda taze nane kokusu, kulağımda dedemin sesi… Mutluyum. Bir sonbahar günü… Domates, biber yok bahçede, ya ekilmemiş o yaz ya da vakti geçmiş. Fakat güller var, pembe, kırmızı. Minik mor çiçekli bodur bitkiler var ve zambaklar. İncir topluyor dedem. Gözlerim ayaklarımın dibinde dolaşan, bazılarının yükü kendinden ağır karıncalarda, oturuyorum. ''Gel çakırım'' diye sesleniyor, ''Sana incir…

  • DENEME

    Yaza Veda

    Bu yaz, en azından bir kere Kumsalda bir salıncakta sallandıysan Sabahın çok erken saatlerinde deniz kenarında yürürken bir balıkçıya ''Günaydın'' dediysen Bir kitabı kumsalda bitirdiysen Gün batımını denizin içinden Galata'yı gece uzaktan izlediysen Günün her anı Ege'ye, Feriye'de nefis bir akşam İstanbul'a yine hayran olduysan Yasemin kokusunu içine çekerken gözünü kapattıysan Hevesle beklendiğin bir yere gittiysen Ya da özlediğin birini gördüysen Olmuştur o yaz... NOT: Oldu bu yaz, en azından biz olanlara odaklandık, olmayanlara gülüp yola devam etmeyi başardık. Daha güzel yazlara, nicelerine...

  • DENEME

    Özünde İyi!

    'Özünde iyi' olmak diye bir şey yok. Kimse sizin özünüzdeki iyiliği arama kurtarma çalışmalarına katılmak, bu sırada göçük altında kalmak veya en iyi ihtimalle kire pasa bulanmak zorunda değil. Birileri sizden bahsederken 'özünde iyi' bir insan falan diyorsa bilin ki düpedüz kötüsünüz. Bir de kötülüğüne kılıf uydurup kendi vicdanlarını susturanlar var ki evlerden ırak. ''Sarhoştum, ne yaptığımı bilmiyordum'' ya da ''çok sevdiğimden yaptım''cılar mesela... Özünüzde olduğunu sandığınız ve çok yanıldığınız iyiliği ve manâsız bahanelerinizi de alıp sessizce uzaklaşın (sessizce uzaklaşın yerine siz içinizden geleni yerleştirin, yazınca şık durmuyor).

  • DENEME

    Bir musibet…

    Daha önce de yazmıştım, annem beni kucağına ilk kez aldığında “dünyanın bütün sevgileri üzerine olsun” demiş. 43 yaşımı bitirmeye çok yakın olduğum bu zamana dek annemin, anneannemin, teyzemin dualarının, mümkün olduğunca, elimden geldiğince temiz tutmaya çalıştığım kalbimin, beni duyduğuna, benimle bir şekilde konuştuğuna tüm kalbimle inandığım Yaradan’ın beni koruduğuna inandım. Kendimi dünyanın en şanslı insanlarından biri saydım çünkü hayatıma girmiş, kalmış ve hatta çıkmış insanların hepsi nahif ruhlar, güzel kalplerdi. 43 yıl boyunca neredeyse hiç birebir bana yönelmiş bir kötülükle karşı karşıya kalmadım. Ve nihayetinde bunu o kadar kanıksadım, “kutsanmış” olduğuma o kadar inandım ki tüm ihtiyati tedbirleri kaldırdım, gardımı düşürdüm. Her tehlike “zayıf” an kolluyor elbet… Bugün bir yolculuğa…

  • DENEME

    BUNEAMK!!!

    Bir gün, bir sebeple kendimi tanımlamaya mecbur tutulsam (ki bunu aslında tercih etmem , çünkü Oscar Wilde’ın da dediği gibi; ‘tanımlamak sınırlamaktır’) hayata bakışımı ‘esnek’ veya ‘akışkan’ olarak nitelendirebilirim. Sezen’in de dediği gibi hepimizin her duruma müsait bir yanı olduğunu hatırımda tutarak kalıplardan, duvarlardan, yargılardan mümkün olduğunca kaçınmaya çalışırım. Fakat son dönemde hayatı yaşanabilir kılan her tür duygunun derinliğini kaybettiğini görmeye bu ‘esnekliğe’ rağmen tahammül edemiyorum. 2 gün önce çocuklar vesilesiyle youtube’da “buneamk” isimli, ismiyle müsemma bir videoya denk geldim. İlk denk gelişimde 10 dakika şaşkınlıktan dehşete sürüklenerek dayanabildim. Fakat içerik(sizlik) ve üslup (?) olarak rahatsız ettiği için bir iki satır yazayım istedim, tamamını izlemeden yazmak haksızlık olur diye düşünüp…

  • DENEME

    TANRI, SEVGİ ve ÖLÜM-SÜZLÜK

    Üniversite öğrencisi felsefe hocasına Tanrı ile bizzat karşılaşma ihtimali olup olmadığını soruyor. Soru muhatabında karşılık bulamayınca kendini daha iyi ifade edebilmek için Martin Buber'den alıntı yapıyor; ''Tanrı, birbiri ile samimi ve insani iletişim kuran iki insan arasındaki elektrik akımıdır.'' Sinner'ı izlerken bu sahneden çok etkilenmiştim. Aklımdaki, kalbimdeki Tanrı bu tanımdan ibaret olmasa da iki insan arasındaki gerçek sevgi bağının tanrısal olduğuna dair tereddütüm yok. Birbirini olanca haliyle görmüş, hissetmiş, görüp hissettiklerini bütünüyle sevmiş, taktiksiz, stratejisiz bağ kurabilmiş, birbirine yeri geldiğinde sığınak yeri geldiğinde lunapark olabilmiş ruhlar arasında kutsal bir bağ olduğuna ve bu bağı ölümün dahi koparamadığına tüm kalbimle inanıyorum. İnanıyorum ki bir kere olsun Tanrı ile bizzat karşılaştıysan ölmezsin.…

    TANRI, SEVGİ ve ÖLÜM-SÜZLÜK için yorumlar kapalı
  • DENEME

    Yazı beklerken…

    2. cemre düştü bugün. Olacakları bilsem de içim kıpır kıpır yine. Birbirimize mart bileklikleri hediye edeceğiz önce. Dileklerle, dualarla takılan ince, kırmızı beyaz ipler kollarımızı süsleyecek. Gözümüz yükseklerde olacak bir süre. Hayatlarını baharın peşinde, göç yollarında geçiren ince, beyaz kuşları kendi gökyüzümüzde süzülürken görünce bileklerden çözülen marteniçkalar çiçekli bir ağacın dalına bağlanırken gözler kapanacak, dilekler ve dualar tekrarlanacak. Bu sene önce ve en çok barış ve sağlık dilenecek. Sonra o “büyülü bahçe” uyanacak. Geçen yıl çok beklediğim, çok sevdiğim bir bebeğin ilklerini kaçıracakmış gibi bir hüzünle vedalaştığım, yarım kalanı tamamlamak için gün saydığım lale bahçesine kavuşacağım. Bu sırada evin önündeki çınar ağacının kuru dalları yeşermeye başlayacak. Camın önüne bırakılan ekmek…

  • DENEME

    Bir pazar günü

    Istiklal’den Galata’ya doğru yürürken bunu niye yıllardır yapmadığımı düşündüm. Kalabalığın içinde kimseye aldırış etmeden durdum, Galata kulesini izledim, fotoğrafını da çekmeden tüm dikkatimi ona vererek sadece izledim. Galata köprüsüne inen yokuşu yürürken içimden “şimdi oldu” dedim. Bir hafta önce Moda sokaklarında avare dolaşırken de bu his gelmişti; “evet, oluyor”. Istanbul ve ben ilk kez bu kadar yakınız, ilk defa niyetimden emin, ilk defa onu keşfetmeme ve olduğu haliyle kendini bana teslim etmeye hazır… Merakımı ve hevesimi ilk defa özgür bırakmışım ben de, yorgunluklara, tereddütlere pabuç bırakmamış, sokaklarında kaybolmaktan korkmamışım. Bir yandan neden bu kadar beklediğimi düşünürken bir yandan da “iyi ki şimdi” diyorum bana eşlik edenlere baktıkça. Cezayir sokağa inerken…