DENEME

TANRI, SEVGİ ve ÖLÜM-SÜZLÜK

Üniversite öğrencisi felsefe hocasına Tanrı ile bizzat karşılaşma ihtimali olup olmadığını soruyor. Soru muhatabında karşılık bulamayınca kendini daha iyi ifade edebilmek için Martin Buber'den alıntı yapıyor; ''Tanrı, birbiri ile samimi ve insani iletişim kuran iki insan arasındaki elektrik akımıdır.'' 

Sinner'ı izlerken bu sahneden çok etkilenmiştim. Aklımdaki, kalbimdeki Tanrı bu tanımdan ibaret olmasa da iki insan arasındaki gerçek sevgi bağının tanrısal olduğuna dair tereddütüm yok. Birbirini olanca haliyle görmüş, hissetmiş, görüp hissettiklerini bütünüyle sevmiş, taktiksiz, stratejisiz bağ kurabilmiş, birbirine yeri geldiğinde sığınak yeri geldiğinde lunapark olabilmiş ruhlar arasında kutsal bir bağ olduğuna ve bu bağı ölümün dahi koparamadığına tüm kalbimle inanıyorum. 

İnanıyorum ki bir kere olsun Tanrı ile bizzat karşılaştıysan ölmezsin.

Bir fotoğrafta gülen iki çocuk yüzünde, 
Hayatının içinde sen varsın diye kendi iyiliğine ikna olan "sevgili"nin gözünde,
Sen gittikten sonra kendilerini senin sözlerinle teselli edenlerin kalbinde,
Şerefine kalkan kadehlere eşlik eden gözyaşında ya da kahkahalarda,
Hatıralarda,
Dualarda,
Bir gün tekrar ve sonsuza dek ayrılmamak üzere kavuşma umudunda,
Yaşarsın.

Benim kalbimde yer tutanlara not: Sayenizde ben Tanrı ile çok defa bizzat karşılaştım, sevgiyi de Tanrıyı da iliklerimde hissettim, hissediyorum. Sayenizde ölümsüzüm. Minnettarım. Seviyorum.

O halde Shakespeare ile bitirelim; "sonsuza dek sevdikleriniz sonsuza dek sizindir."