DENEME

  • DENEME

    TANIK

    Uzun bir yolculuktan sonra yol boyunca size eşlik eden insanlarla farklı yönlere yürümeye başladığınızda yolculuğunuzun tanığını kaybetmiş oluyorsunuz. Oysa tanıklık mühim… Yolun başında kim olduğunuzun, sonunda kime dönüştüğünüzün, kaçıncı adımda yorulduğunuzun, kaç defa yanlış yola saptığınızın, kaybolunca ne yaptığınızın bilinmesi, yolda size refakat edenlerin ve yolun bir yerinde terk edenlerin tanınması önemli. “Asıl olan ne yaşadığın değil nasıl hatırladığındır” derler. İşimize geldiği gibi hatırlamaya meyyal olduğumuzda hakikati anımsatmak için… Bazen öyle hadiseler vuku bulur ki inanmak için şahit gerekir, yaşanmışa ikna etmek için… Parantez açmaya gerek duymadan ve alt yazısız konuşabilmek için. Fakat bazen Didem’in dediği gibi olur; “Kaç şiir, kaç kere sular altında kaldı. Kitaplar, aşk, her şey. Her…

  • DENEME

    Gidiyorum

    Herkesin içindeki iyiliği uyandıramayacağımı öğrenmiş ya da herkesin içindeki iyiliği benimle paylaşmak istemeyeceğini kabullenmiş olarak, kendime dair bu yersiz özgüveni terk ederek gidiyorum. Dışarısı yaptıklarının sorumluluğunu almak istemeyenlerle, kendi mazeretlerine ikna olanlar ve başkasını suçlamanın konforuna saklananlarla dolu. Ben içime gidiyorum. Çok kalabalıktım, bulandı sularım. Herkese yetemeyeceğimi, bazılarını mutlu edemeyeceğimi anlamış olarak, bu lüzumsuz çabayı terk ederek gidiyorum. Durulmaya, sonsuz alternatiflerin arasından “bir tane” olma umuduna gidiyorum. Canım acımamış gibi yapmayı bırakarak, herkese meram anlatmaya çalışmaktan vazgeçerek, her ne demekse “güçlü olma” halinden pes ederek gidiyorum. Ciğeri beş para etmezlere canımı yakacak kadar yakınıma gelme fırsatı verdiğime köpek gibi pişman olmaya, kendimi suçlamaya, doyasıya üzülmeye gidiyorum. Geçen gece tenimin altına…

  • DENEME

    SANAT ve UMUT

    Yeni yerler görüp evime döndükten sonra kendime beni geri çağıran yerleri sorarım. Nereye tekrar gitmek, mümkün olsa nerede bir süre yaşamak, nereyi ancak lokallerin bilebileceği şekilde öğrenmek isterim? Portofino’nun, Como’nun olağanüstü güzelliğine rağmen bu sefer kendimi en çok St Paul de Vence’ın dar sokaklarında hayâl ettim. Sanatın iddiasını ve gösterişini sade bir elegansla özümsemiş 3500 kişilik küçücük bir köy. Chagall’ın 20 yıl yaşadığı, Picasso’nun, Sartre’ın, Matisse’in yaratımlarına ilham veren bu yerde her adımda bir sanat galerisi, her köşede bir hoşluk çıkıyor karşınıza. Sanat etrafındaki her şeyi doğal bir zarafetle güzelleştiriyor, yukarı çekiyor. Az önce Konfüçyüs’ün ögretilerini anlatan bir kitapta şunu okudum:”Sanat evrene soru sorma biçimidir. İnsanın var oluş amacını, fıtratını,…

  • DENEME

    Niyet Oku’ma

    Ben bir “niyet okuyucu” değilim. Okumayı beceremediğimden değil, tercih etmediğimden. Niyet okumadaki “bak ben senin dile getirmediklerini anlamakta ne kadar da mahirim” kibrini kendime pek de yakıştırmadığımdan. Alt metin okumaya çalışırken çok yorulduğumdan ve Ahmet Hamdi’nin dediği gibi “Hayatı güçlestiren şeylerden hoşlanacak yaşta olmadığımdan.” Niyet okuyucuların düştüğü büyük tuzakları, yanlış okunan niyetlerin sapasağlam bağları nasıl sabırla ve ustalıkla zedelediğini, kopardığını gördüğümden. İmaları, dolaylamaları, hele laf sokmaları gereksiz bulurum. İletişimde netliğe inanırım. Niyet okumam; beyanı esas alırım. Bence siz de bir deneyin.

  • DENEME

    KALABALIK

    ‘İnceliği, nezaketin görkemini üzerinde taşıyan insanlar var, size sadece var olmanızla bile sıra dışı bir şey yapıyor olduğunuz hissi verirler. Adeta içinizdeki güzelliği çekip çıkarır ve yüzünüze tutarlar. Onlar bu çağın soyluları, çiçek dirilticileridir.’ diyor Kemal Sayar. Benim ‘çiçek diriltici’lerimden biri Deniz. Bir zaman önce ikimizin arasında geçen bir olaydan konuşurken bana kırılıp kırılmadığını sordum (Son zamanlarda bu yakınımdakilere sıklıkla sorduğum bir soru haline gelmeye başladı. Sebepleri, sonuçları ve çözümleri üzerinde düşünüyorum). Önce ”Ben senin kalbini gördüm, sana nasıl kırılabilirim?” dedi ve sordu ”Sadece merak ediyorum, nasıl bu kadar hassas ve aynı zamanda bu kadar gamsız olabiliyorsun?” Hem hassas hem gamsız… Hem zarif hem hoyrat… Hem romantik hem gerçekçi… Hem…

  • DENEME

    Naz’a…

    Kendi çocuklarını büyütürken ya da torunlarını severken benim anneliğimin aklında nasıl kalacağını, kalbinde nasıl hisler uyandıracağını kestiremiyorum. Yaşın ilerledikçe kendinde sevmediğin bazı şeylerin faturasını bana keseceğini ve bunların çoğunda da muhakkak haklı olacağını biliyorum. Kestiğin faturayı adresime teslim etmeden önce bilmeni isterim ki elimden gelenin en iyisini yapmaya çalıştım. Bu konuda hakkımı teslim etmen bana yeter. Bir anne olarak beni nerede konumlandıracağını bilemesem de bir kadın olarak nasıl hatırlamanı istediğimi biliyorum güzel kuzum. Mutlu olduğumu bil. Tercihlerimde özgür olduğumu… İçimden geleni yapabilmek için hem kendimle hem dış sesle çok savaştığımı ve fakat sonunda başardığımı… Mutlu, tercihlerinde ve içinden geleni yapmakta özgür bir kadın olabilmek içinse kendi ayakların üzerinde durabilmelisin. Ben…

  • DENEME,  ŞİİR

    ”Gel” diyor…

    Böyle zamanlarda beni çağırıyor Duyuyorum Yorgun olduğumu, koynunda dinleneceğimi biliyor "Gel" diyor Israrsız bir teklif Zamansız bir davet bu Kadim dillerden birinde söylenen yas şarkısını bölen ferah bir fısıltı  Gidebilsem Tuttuğum nefesi usulca bırakırım belki  Bir kurşun kalem ucuyla yaptığım kazıyı denizin kenarında sonlandırır Uzun zaman sonra içime sinen bir şey yazarım  Derinleşen uçurumları kapamanın sırrını gün batımına sorarım O çınar ağacının altında oturur Uzun uzun susarım  Birazını şifalı serin sularına, birazını bir zeytin ağacının altına bırakırım üzerimize yağan haksızlıkların Bunca şey olmadan önceki beni belki hatırlarım Kendimden eksilenleri geri alır, kendime gelecek günler için umut bırakırım Yarım bıraktığım bir kitabı bitirip yarım bıraktıklarımla barışırım Mühürlenmiş bir acının mührünü kırar…

  • DENEME

    En uzun geceye

    Sadece merak edene, anlamaya teşne olana anlatmaya "Acaba" nın sesini daha yüksek duymaya, elini daha sıkı tutmaya Yeni şarkılara, kalbime yeni şarkılar fısıldayanlara İçindeki heves dışında başka bir gerekçeye ihtiyaç duymayanlara Heveslere ket vurmayanlara Hiç tanışmadan kurulan, onlarca yıllık emeğin ardından yıkılan köprülere Okudukları bir öyküde beni bulanlara Yazdığım bir öyküye konu olanlara İyiliğin niyetten öte bir çaba gerektirdiğini bilenlere Boşluk bırakmayanlara Mesafe tanıyanlara Teklifsiz sokak kedilerinin hırçın tırmıklarına Mevsimi gelen orkidelere Kalbimde hep yazın gölgesinde kalan, bu sene hasretle beklediğim kışa Annem ve babamla rakı içtiğim cumartesi öğleden sonraya Sabretmeye Vazgeçmeye Daha az ertelemeye Daha çok yaşamaya Dostluğa, dostlara Ve en uzun geceye elbette...

  • DENEME

    Güzellik Üzerine…

    Hekim olduğum için çok şanslıyım, çevremde kozmetik dermatolojiyi, plastik cerrahiyi, jinekolojiyi etik değerlerden ayrılmadan, hastanın yaşını, şikayetini, talebinin gerekliliğini en ince detayına kadar irdeleyerek, sorgulayarak icra eden meslektaşlarım var. Hani populer bir laf var ya; “yaşımın en iyisi olmaya çalışırken” onların tecrübelerinden faydalanmaktan, yaş almanın olumsuz etkilerini sayelerinde minimuma indirmeye çalışmaktan son derece memnunum. Fakat bazen (hasta-danışan olarak) hepimiz bir noktayı gözden kaçırıyoruz. Normalin ve güzelin varyasyonları var ve asıl güzel olan tam olarak da onlar…Bir kadının (ya da erkeğin) kendine iyi geleni yapmasında veya yaptırmasında hiçbir sakınca yok elbette. Fakat bize iyi gelenin ne olduğunu, kendimizi nasıl daha güzel hissettiğimizi daha derin düşünsek nasıl olur? Güzellik gerçekten renkli gözler,…

  • DENEME

    FOTOĞRAF

    Haset nedir pek bilmem ama uzun yıllar habersiz çekilmiş güzel fotoğrafları olan kadınlara imrendim. Birinin fotoğrafını çekmek istemenin bir sevgi ifadesi olduğunu düşünüyorum. Habersiz çekilmiş güzel bir fotoğraf; Gözüm senin üstünde demektir,sana bakıyorum, seni görüyorum ve sende gördüğümü beğeniyorum. Nasıl güzel göründüğünü, kendini nasıl iyi hissettiğini biliyorum demektir,seni tanıyorum. Bu anda seni saklamak, sana yakıştırdığım ne ise o an, mutluluk, hüzün ya da aşk belki, onu kendi gözümle sonsuza mühürlemek istiyorum, kendi “güzelliğini” bir de benim gözümden gör istiyorum demektir. Bir fotoğrafa bu kadar anlam yüklenir mi, yüklenir, şiir bile yazılır 🙂 Bakınız, yazmışım bir vakit;…….Güzel fotoğraflarım olacaktıBenim için yazılmış şiirlerHer halimi sevdiğine inanacakYalanlarına seve seve aldanacaktımAh edip ah alacaktımSonu…