• ÖYKÜ

    PENCERE

    Mutfağın yan apartmana bakan penceresini araladım. Alev gibi bir ağustos rüzgarı yüzümü yalayıp geçti. Elimde eğreti duran sigaraya baktım, içmeyi bilmediğim için hayıflandım. Eskiden rakı sofralarında bakımlı ellerinde tuttukları sigaralarından derin nefesler çekip dumanını üflerken uzaklara dalıp giden kadınların o gizemli havasını çekici bulur, içten içe kıskanırdım. Şimdi de dertlenince sigaraya sarılıp dertlerini bir nebze olsun hafifletebilenlere imreniyorum. Kalbimi sıkıştıran mengeneyi biraz gevşetir, bu sıkıntılı bekleyişin ağırlığını hafifletir umuduyla peş peşe yaktığım kim bilir kaçıncı sigaranın içime çekmesini bilmediğim, ağzımda hapis tuttuğum dumanını serbest bırakmak için aralık pencereden hafifçe dışarı uzanıyorum. Giderek ağırlaşan zamana nispet yaparcasına dışardan davul ve zurna sesleri geliyor. Hastaneden getirdiğimiz günden beri sıcaktan ve gürültüden rahatsız…

  • DENEME

    Yaza Veda

    Bu yaz, en azından bir kere Kumsalda bir salıncakta sallandıysan Sabahın çok erken saatlerinde deniz kenarında yürürken bir balıkçıya ''Günaydın'' dediysen Bir kitabı kumsalda bitirdiysen Gün batımını denizin içinden Galata'yı gece uzaktan izlediysen Günün her anı Ege'ye, Feriye'de nefis bir akşam İstanbul'a yine hayran olduysan Yasemin kokusunu içine çekerken gözünü kapattıysan Hevesle beklendiğin bir yere gittiysen Ya da özlediğin birini gördüysen Olmuştur o yaz... NOT: Oldu bu yaz, en azından biz olanlara odaklandık, olmayanlara gülüp yola devam etmeyi başardık. Daha güzel yazlara, nicelerine...

  • ÖYKÜ

    İHANET

    "Hayır" dedi. Yabancı bir dilde yeni bir kelime öğreniyor gibi, her bir harfin üzerine basarak, temkinli bir şekilde, acele etmeden "Hayır." Sonra farklı bir tonda, kendinden emin bir tavırla, daha önce de pek çok kez kararlılıkla söylemiş gibi "Hayır." Yirmi dört saattir içinde hapsettiği tüm öfkeyle ve yüksek sesle "Hayır." "Hayır!" "Hayır!" "Hayır!"  Son bir hafta boyunca içinde biriktirdiği, ertelediği, aklının köşesindeyken görmezden geldiği ya da dilinin ucundan döndürdüğü, söylemeye borçlandığı ne kadar "hayır" varsa gözünden akan yaşlarla birlikte gürül gürül içinden taşıyor, göz yaşları duştan akan suya, birikmiş "hayır"ları tazyikli akan suyun banyonun fayanslarında yankılanan sesine karışıp kayboluyordu. ... Not: Tamamı Tetkik Dergi Temmuz 2022 sayısında. https://tetkikdergi.com/wp-content/uploads/2022/09/TetkikDergiTemmuz2022.pdf

  • ŞİİR

    YAZ, YİNE…

    Asmanın gölgesinde salıncağıDalında koruklarıSayfaları denizin tuzlu ıslağıyla tanışmış kitaplarıİstanbul'un bulutundan nem kapan havasınıTaze, ferah bir nefesle öperek uyandıran sabahlarıKızarmakta olan narların "çabuk dön" fısıltılarınıBahçede içilen buzlu akşam rakılarınıTam ortasında yazıGüneşin altında ballanan çilek reçeliniBu sene 'nedense' olmamış domates fidelerinin mahcubiyetiniMutlu çocuk sesleriniSabah denizinin kıpırtısız sakinliğiniÖğleden sonraların köpüklü dalgalarını Emin ellere bıraktım Bir süreliğine, geri almak üzere...

  • DENEME

    BUNEAMK!!!

    Bir gün, bir sebeple kendimi tanımlamaya mecbur tutulsam (ki bunu aslında tercih etmem , çünkü Oscar Wilde’ın da dediği gibi; ‘tanımlamak sınırlamaktır’) hayata bakışımı ‘esnek’ veya ‘akışkan’ olarak nitelendirebilirim. Sezen’in de dediği gibi hepimizin her duruma müsait bir yanı olduğunu hatırımda tutarak kalıplardan, duvarlardan, yargılardan mümkün olduğunca kaçınmaya çalışırım. Fakat son dönemde hayatı yaşanabilir kılan her tür duygunun derinliğini kaybettiğini görmeye bu ‘esnekliğe’ rağmen tahammül edemiyorum. 2 gün önce çocuklar vesilesiyle youtube’da “buneamk” isimli, ismiyle müsemma bir videoya denk geldim. İlk denk gelişimde 10 dakika şaşkınlıktan dehşete sürüklenerek dayanabildim. Fakat içerik(sizlik) ve üslup (?) olarak rahatsız ettiği için bir iki satır yazayım istedim, tamamını izlemeden yazmak haksızlık olur diye düşünüp…

  • ŞİİR

    VAAT

    Sana durabilmeyi vadediyorum Zamanı durdurabilmeyi Akrebin iğnesine teslim olmuş yelkovan kuşunu Bitmeyen kovalamacanın son buluşunu Vazgeçebilmeyi vadediyorum Kendi kıyametini seçebilmeyi Ateşlendiği silaha geri dönen kurşunu Kurşunun açmadığı yaraya en usul dokunuşu Sonsuzca yaşamayı vadediyorum Ve yaşadıkça günahları Günahkarların suçunu unutuşunu Ve hayatın aşkla affoluşunu. NOT: Tetkik Dergi Haziran 2022 sayısında yayınlanmıştır.

  • DENEME

    TANRI, SEVGİ ve ÖLÜM-SÜZLÜK

    Üniversite öğrencisi felsefe hocasına Tanrı ile bizzat karşılaşma ihtimali olup olmadığını soruyor. Soru muhatabında karşılık bulamayınca kendini daha iyi ifade edebilmek için Martin Buber'den alıntı yapıyor; ''Tanrı, birbiri ile samimi ve insani iletişim kuran iki insan arasındaki elektrik akımıdır.'' Sinner'ı izlerken bu sahneden çok etkilenmiştim. Aklımdaki, kalbimdeki Tanrı bu tanımdan ibaret olmasa da iki insan arasındaki gerçek sevgi bağının tanrısal olduğuna dair tereddütüm yok. Birbirini olanca haliyle görmüş, hissetmiş, görüp hissettiklerini bütünüyle sevmiş, taktiksiz, stratejisiz bağ kurabilmiş, birbirine yeri geldiğinde sığınak yeri geldiğinde lunapark olabilmiş ruhlar arasında kutsal bir bağ olduğuna ve bu bağı ölümün dahi koparamadığına tüm kalbimle inanıyorum. İnanıyorum ki bir kere olsun Tanrı ile bizzat karşılaştıysan ölmezsin.…

    TANRI, SEVGİ ve ÖLÜM-SÜZLÜK için yorumlar kapalı
  • DENEME

    Yazı beklerken…

    2. cemre düştü bugün. Olacakları bilsem de içim kıpır kıpır yine. Birbirimize mart bileklikleri hediye edeceğiz önce. Dileklerle, dualarla takılan ince, kırmızı beyaz ipler kollarımızı süsleyecek. Gözümüz yükseklerde olacak bir süre. Hayatlarını baharın peşinde, göç yollarında geçiren ince, beyaz kuşları kendi gökyüzümüzde süzülürken görünce bileklerden çözülen marteniçkalar çiçekli bir ağacın dalına bağlanırken gözler kapanacak, dilekler ve dualar tekrarlanacak. Bu sene önce ve en çok barış ve sağlık dilenecek. Sonra o “büyülü bahçe” uyanacak. Geçen yıl çok beklediğim, çok sevdiğim bir bebeğin ilklerini kaçıracakmış gibi bir hüzünle vedalaştığım, yarım kalanı tamamlamak için gün saydığım lale bahçesine kavuşacağım. Bu sırada evin önündeki çınar ağacının kuru dalları yeşermeye başlayacak. Camın önüne bırakılan ekmek…

  • ŞİİR

    BUYRUK

    İlahi bir karar gibi Tanrının seni gönderişi İlk emir; ''Sev'' deyişi Ve fakat sevmeden önce dokundum Tanrının sözlerini tenine Parmak uçlarımla dokudum Bu aşkın yazısı Kadim bir dil gibi Sağdan sola yazıldı Ve fakat yazılmadan önce okundu Koynunun yamacında indirildi Tanrının kaçınılmaz buyruğu O halde söyle Yasak mısın, kutsal mı?..

  • ŞİİR

    YENİ

    İkimizin yeni nüshalarını yazıyorum Gerçeğe sadık kalmadan Öyleyse bu tek kişilik bir hikaye Temize çekerken özgürüm İşime nasıl, içimden nasıl gelirse Seni böyle anmak istemem o zaman Kimin üzerine düştüğünü önemsemeyen kara bir gölge Ya da tetiği çekili soğuk bir silah ensemde Filizlenmiş bir aşkı köklendirmekten korkmayan Cesur bir adamsın benim hikayemde