-
TÖREN
bugün yası evvelce tutulmuş bir ölüyü geceye gömdüm üzerini toprak yerine içime düşen "sus"la örttüm dua etmek lazımdı avuçlarım gökyüzüne bakarken sessizce fakat ağız dolusu sövdüm üzerimde gözler, ağlamamı bekleyenler karanlığa sığınıp inceden güldüm bilmiyorlar seni ben öldürdüm seni ben öldürdüm.
-
KALAN
Benden sana ne kalır Biraz merak belki Kursakta kalmış bir heves Kısa cümleler Sevişmelerine düşmüş bir gölge Bir sır kalır mutlaka Loş bir oda Usulca kilitlenen bir kapı Bir kadının aralık dudakları Belki beni hatırlatır Tutuk, mahcup bir şarkı bir süre diline dolanır Belki benden sana Aşık bir kadın kalır Unutma; Yarım kalan her şey sonsuzluğa uzanır. https://tetkikdergi.com/kalan/
-
GÜVERCİN
Acı haber taşıyan bir posta güvercini Kendi yazdığı mektubu taşımakta Kendi yazgısına doğru uçmakta Kaçınılmaz bu yolculuktan yıllardır korkan bir haberci güvercin Taşıdığı mektupta dönecek bir yuvası kalmadığı yazmakta Kaderinden kaçarken yolu uzattıkça uzatan Yalnızlığında kaybolmuş posta güvercini Öyle alçaktan uç ki Yerine varamadan vursunlar seni.
-
Son Yaz
Yazın son günleriydi…Uzun yıllardır ilk kez yaz bitiyor diye üzülmüyor, kapıda bekleyen sonbahar için neredeyse hevesleniyor, içten içe evimizde geçirdiğimiz karlı kış günlerini özlüyordum. Bu kış üşümeyecektim, biliyordum. Geçmiş zamana ait tereddütlerin bıraktığı is lekelerini bile yıkayıp temizlemişti deniz. Uzun zamandır ilk defa tereddütsüz bir aidiyet, sorgusuz sualsiz bir güven hissediyordum. Aradığını bulmuş, sevildiğini bilmiş kadınların güzelliği vardı üstümde. Çektiğin bütün fotoğraflarda güzel çıkıyor, rakıyı başka bir keyifle içiyordum. Denizin deniz, yazın yaz, bizim biz olduğumuz günlerden biriydi. Her şey tamdı, tamamdı. “Yazın bittiğine üzülmüyor musun?” diye sordun bana. “Hayır” dedim, “hayatımızı tüm mevsimleriye seviyorum.” Şimdi bir aldanış olduğunu bildiğim o günlerin ve benzeri bir daha yaşanmayacak o yazın ardından…
-
HENÜZ
Bir acının ucundan tutup tersyüz ettim zamanı Olmamış gibi aynıydı her şey Sesin aynı, canım aynı, yanışı aynı Elimde vazgeçişin haritası, Yola halâ çıkamamış olmam aynı Bir yanlışın altını Dünyayı durdurarak çizmemiş henüz Tanrı Hiç kavuşmamış, hiç ayrılmamış Tepeden tırnağa şiire bulanmamışız henüz Durup dinledim Sana diyemeyip kendimle konuştuklarım aynı Zamanı kağıt gibi Bir acının üzerinde tam ortasından ikiye katladım Bu baharın üzerine düştü bir önceki güz Senin için gölgelere bıraktığım ipuçları aynı Kalabalık sokaklarda seni aramamış Tesadüflerden medet ummamışım henüz Durup sende kendimi yokladım Beni bıraktığım yer aynı Seni sakladığım yer aynı. Not: Altıyedi dergi 9. sayısında yayınlanmıştır.
-
KOLAY OLMADI
Öyle kolay olmadı Senin kadar çabuk vazgeçemedim Eşiğinden dönülmüş kıyametin yasını tutuyorum Güzel fotoğraflarım olacaktı Benim için yazılmış şiirler Her halimi sevdiğine inanacak Yalanlarına seve seve aldanacaktım Ah edip ah alacaktım Sonu felaket olacaktı muhakkak Ve ben ona da razıydım Kopmamış kıyametin yasını tutuyorum Felaketinden vazgeçmem Öyle kolay olmadı.
-
SÖZ
Okulun bahçesindeki o güzel çiçekler ne çabuk kayboldu dersen, mor salkımların mevsiminin geçtiğini anlatırım sana İlkyazda başımızı döndüren o çok sevdiğimiz kokunun yasemin olduğunu söyler, minik beyaz çiçeklerini gösteririm Her pazar sen uyurken ilk sefer gibi özenerek kahvaltı hazırlarım Her rakı sofrasına sen seviyorsun diye atom ve kuru domates salatası koyarım Dondurucudan buzu eksik etmem Dünyayla ilgilenmediğin zamanlarda önce kendimden, sonra gündemden haber derlemeleri yaparım Unutacağını bilsem de saçma sapan detayları, dedikoduları anlatırım hevesle Unuttun diye küserim sonra Bırak artık şu sigarayı diye tuttururum Salonda uyuyakaldın diye darılırım ara sıra Yan odadayken özlerim “Çok sıkıldın, bu yaz kalbinden ne geçerse onu yap” derim de sitemsiz kıskanırım belki 19 yaşında Kızılay…
-
Kapalıyız kardeşim!
Sanıyorum tüm sorunların çözümü önce bir sorun olduğunu kabullenmekle başlıyor. O zaman bu kabullenişi yüksek sesle dile getirmekle başlayayım ben de: Ben bir sosyal medya bağımlısıyım! Pandeminin dünya üzerinde muhtemelen pandemi sonrası uzun bir dönemi de etkileyecek, hatta kalıcı değişiklikler oluşturacak olağanüstü etkileri oldu. Fakat yazının konusu bu dönemin benim kişisel dünyamdaki değişimlerle çakışması ve kendi mikro dünyamda oluşturduğu bence ‘beklenmedik’ bir etki; sosyal medya bağımlılığı. Retrospektif bakınca tüm bu sürecin doğal bir sonucu gibi görünse de hayatı boyunca kafasına koyduğunu yapmakla övünmüş, verdiği kararların arkasında durmakla ve iradesi ile gurur duymuş biri için herhangi bir bağımlılık öngörülebilir ve kolay kabullenilebilir bir durum değil. Fakat son aylarda rahatsızlık hissi o…
-
Kalbimden…
Hesapsız davranışlara, “İçimden geldi”lere, “Sesini duymak istedim”lere, Aklımızdan geçtikleri her sefer kalbimizin yerini hatırlatanlara, Aklımızdan geçtikleri her sefer burnumuzun direğini sızlatanlara, Kaçmadan kovalayanlara, Kaçmayacak cesareti olanlara, Eline bir buket mevsim çiçeği alıp kapının önünde bekleyen kadınlara, İsimlerin sonuna eklenen iyelik eklerine, “benim” olanlara, ait olduklarıma, Gecenin bir yarısı ya da sabahın köründe, çok önemli bir işin tam ortasında, çok meşgulken veya çok yorgunken, her koşulda ve her daim varlığınızla mutluluk getirdiğinizi hissettirenlere, “Biricik” hissettirenlere, Zaman koyu kıvamlı bir sıvı olup akmakta zorlandığında zamanı seyreltenlere, Hayat bir dala takılmış ipek şal gibi bir acıya sabitlendiğinde, dala da ipek şal kadar hürmet edenlere, “geçecek” diyenlere, geçeceğine inandıranlara, Hatalar 17 yaşa öyķündüğünde 18…
-
YARIM
Çocukluğumuzun odaları sessiz, sokakları ıssız İkimizde ilk aşkları karşılık bulmamış Hüzün yüzlü çocuklarız Cevapsız bırakılmış mektuplar yazmaya Ve aşkı tek başına yaşamaya alışmış Büyürken meğer birbirimizi aramışız Şimdi ben geç kalmakla sınanıyorken sana Feda ettim dualarımdaki sen ihtimallerini Sen gitti sanıyorken beni Yüzüme güneş vuran bir güne sakladım kendimi Saklandım Senden eksik kalanı tamamlayamadım Tek dizesi yazılmış bir dörtlük gibi Yarım bile kalamadım.





















