-
ODA
Taşınıyorsunuz Hem de farkına bile varmadan Sessizce, usulca taşıyorum sizi Profesyonel bir nakliye şirketi gibi Siz hiçbir şeye dokunmadan Bir odaya bir odadan Odalarım var kalbimde Dörtten fazla herkesin bildiğinin aksine Ruhumu açtığım, önü kapanmayan sıcacık bir odadan Taşınıyorsunuz Neye uğradığınızı anlamadan Neden sonra sesimdeki iklim değişince Nasıl uzağa düştüm diyorsunuz böyle Hiç de yerimi yadırgamadan Odalarım var kalbimde Yakınlığa, içtenliğe kıyısı olan Anahtarını vermiştim size Değerini bilseydiniz keşke Kaybolmadan...
-
Bütün Pencerelerde Bekleyen Benim
Bütün pencerelerde bekleyen benim, Ve O çalmayan bütün telefonlarda Aylardır konuşan da. Kabul. Bir kez yolda karşılaşalım Onunla da avunacağım. Adımı sesince duymaktan vazgeçtim, Sesini duysam, susacağım. Yel esiyor ama Değirmen dönmüyor. Kuraklık bu. Adın ekmeğe dönüşmüyor... Turgut UYAR
-
DÜĞÜM
Trafik her yönde sıkışık. Yürüsem şimdiye evdeydim. Haftalardır her cuma aynı terane. Eve yaklaştıkça sabırsızlanıyorum. Aklımda hep arabayı uygun bir yere park edip geri kalan yolu yürümek var. Fakat bir yandan arabanın beni saran sıcaklığına, usul usul içime akan müziğe de tav oluyorum. Tam şarkının elinden tutup bir hayâle yürüyecekken köşedeki sokak çiçekçisine takılıp kalıyorum. Söylemiş miydim daha önce, papatyaları seviyorum ben. Belki sevdiğim ilk adam beni bir zamanlar onlara benzettiğinden. Yüzünü saçlarıma gömer “deniz kokuyorsun” da derdi bazen. Daha güzelini söyleyen olmadı zaten. Ne garip, gerçekten sevildiğimize inandığımızda bizi seven insanın gözlerinden görüyoruz kendimizi. Bize yazılmamış rollere giriyor, üstümüze biçilmemiş kaftanlara bürünüveriyoruz. Yeter ki aşkla söylensin inanılası yalanlar. Ben…
-
ANLATACAKLARIM VAR
Anlatacak çok şey var sana Deniz kenarında bir meyhane masasında Ayaklarımız kumda Önce İncesaz dinleyelim biraz Sonra benim anlatacaklarım var sana Senden öncesini ve senden sonraki sensizliğimi Sitemsiz, sabırlı bir umut ikliminde kaç mevsim geçirdiğimi Ve onca mevsimin bütün ‘yaz’larını sana ertelediğimi Okunmamış şiirler yazdığımı Ve yazılmamış mektuplar ezberlediğimi Bir Eylül akşamında Beyaz, tahta bir meyhane masasında Duru bir su gibi özlemeyi Ve beklemeyi anlatacağım sana.
-
ÖYLE BİR AKŞAM
Öyle akşamlar vardır hani Uzun zamandır okumak istediğin kitabı sahilde bitirmiş Batmakta olan güneşe doğru yüzmüşsündür Denize elbette doyamamış Sevgiliden ayrılır gibi sabah buluşmak üzere vedalaşmışsındır Geç kalınmış bir akşam sofrasına telaşsız oturmuş Rakıları keyfince sen doldurmuşsundur Öyle akşamlar vardır hani Sesler, gülüşler beste olmuş Müziğin yokluğunu unutmuşsundur Her yudumda kadehini 'sağlığa' kaldırmış Koskoca 'yaz'ı bir akşamda yaşamışsındır Öyle akşamlar vardır hani Rakı daha soğuktur, mezeler daha lezzetli Masada birbirini çok sevenler buluşur Kimse hiçbir şeyi içinde tutmaz Kimse kimseye darılmaz Ve herkes aynı anda mutludur İşte öyle bir akşam...
-
Kanadı Kırık Bir Akşam
Gün bitti lambayı hazırla;Işık kalmadı girecek odamızaÇek perdeleri sevdiceğim;Kanadı kırık bir akşamZonkluyor durmadan dışarda. Sen bugünden yarınaBirazcık umut sakla Yarın farklıdır bugünden,Adı değişir hiç olmazsa,Kara bir suyuGeçiyoruz şimdilerdeBasarak yosunlu taşlara. Sen bugünden yarınaBirazcık umut sakla Gün bitti sevdiceğim;Geriye kalan posa.Bu serin güz akşamındaGeç otur karşıma sessizce,Devam et ördüğün hırkaya. Metin Altıok
-
CADDE
Evlenmeden önce Ferhat’ı görmeye İstanbul’a geldiğim zamanlar, Ankara’da okuyan, denize hasret kalmış bir Egeli olarak, onun beni Bağdat Caddesi’ne getirmesine bir anlam veremez, biraz da burun kıvırarak ”ne işimiz var burada” diye sitem eder, ısrarla deniz kokusu alabileceğim bir yere gitmek isterdim. Yıllar sonra buraya bu kadar tutkun olacağım aklımın ucundan geçmezdi. Şimdi her fırsatta çıkıp yürüyorum. Cadde’ye çıkan bütün yolları, tek yönleri, ters yönleri, sokak isimlerini, eskimiş evlerdeki yaşanmışlıkları, yıkılan evlerin efkârını, yeniden yükselen binaların yerine yakışma endişesini, yeni yerleşilen evlerdeki hayatı soluma telaşını içime sindire sindire yürüyorum. Bazı sokakları, bazı sokak isimlerini, bazı sokakların hem kendilerini hem isimlerini seviyorum. Mesela Taş Mektep Sokak ya da Yeşil Bahar Sokak……
-
TAKAS
”Otursana biraz, niye gitmekte acele ediyorsun?” dedi. Acelem yoktu aslında ama “ne yapıyorsun?” sorusuna “aklımı başıma topluyorum” cevabını veremediğim gibi bu soruya da “önümüzdeki birkaç ayı seninle geçireceğim 5 dakikayla takas etmeye gücüm yok” diyemedim. Çünkü biliyordum ki o 5 dakikada bakışları, dudaklarının gülümserken yaptığı kıvrımlar, alnına düşen gür saç tellerinin rüzgarla arsız uçuşmaları, elleri… Ahhhh, en çok elleri, uzun, biçimli parmakları tanklı tüfekli bir ordu gibi önümdeki birkaç ayın savunmasız, silahsız her anını teslim alacak, rutinin dışına çıkabildiği her an boş kalan zihnimi esir edecek, sabah uyandığımda ve mutlaka her gece uyumaya hazırlanırken siperlerime sızacak ve sonunda kalbimi ve hayatımı bir kez daha fethederek mutlak zaferini ilan edecekti. Zaten…
-
Şişedeki Sinek
”Felsefenin amacı nedir? Şişeye düşen sineğe çıkış yolunu göstermektir” diyor Ludwig Wittengenstein. Fakat günümüzde toplum şişeye düşen sinek şişede kalsın istiyor. Şişeden çıkmaya çalışma çabası ve hatta isteği bile abesle iştigal kabul ediliyor. Şişede ‘yaşamak’ için gerek şartlara sahipsen bir adım ötesini merak etmek, yaşamla, evrenle, kendinle ilgili sorular sormak, kendi hakikatine yaklaşmaya niyetlenmek, bazen kendini ve yolculuğunu tanımak uğruna yanlış yapmayı, vazgeçmeyi, yalnız kalmayı ve hatta ıstırap çekmeyi göze almak çok yadırganıyor. Size çizilen sınırlar içinde kalmanız, uygun görülen rolü oynamanız ve kabul gören davranışları düstur edinmeniz gerekiyor. Hatta bir süre önce kendi tecrübe ettiğim bir süreçte gördüm ki sizi çok sevenlerden de, onların sizi içinde görmek istedikleri resmin…
-
Gecenin Kapıları
Bütün kapılar kapandı, dışardayım Birden karşıma çıkmayın korkuyorum Uykusuzum fena halde, sokaktayım Karanlık bastırdı mı bozuluyorum Fena bir yerimden koptuğum doğru Kendimden çok fazla yaşamaktayım Nereye bağlanacak bu işin sonu Aslında ben kimi meraktayım Bütün kapılar kapandı. Sokaktayım... Attila İlhan
















