• ÖYKÜ

    DÜĞÜM

    Trafik her yönde sıkışık. Yürüsem şimdiye evdeydim. Haftalardır her cuma aynı terane. Eve yaklaştıkça sabırsızlanıyorum. Aklımda hep arabayı uygun bir yere park edip geri kalan yolu yürümek var. Fakat bir yandan arabanın beni saran sıcaklığına, usul usul içime akan müziğe de tav oluyorum. Tam şarkının elinden tutup bir hayâle yürüyecekken köşedeki sokak çiçekçisine takılıp kalıyorum. Söylemiş miydim daha önce, papatyaları seviyorum ben. Belki sevdiğim ilk adam beni bir zamanlar onlara benzettiğinden. Yüzünü saçlarıma gömer “deniz kokuyorsun” da derdi bazen. Daha güzelini söyleyen olmadı zaten. Ne garip, gerçekten sevildiğimize inandığımızda bizi seven insanın gözlerinden görüyoruz kendimizi. Bize yazılmamış rollere giriyor, üstümüze biçilmemiş kaftanlara bürünüveriyoruz. Yeter ki aşkla söylensin inanılası yalanlar. Ben…

  • ŞİİR

    ANLATACAKLARIM VAR

    Anlatacak çok şey var sana Deniz kenarında bir meyhane masasında Ayaklarımız kumda Önce İncesaz dinleyelim biraz Sonra benim anlatacaklarım var sana Senden öncesini ve senden sonraki sensizliğimi Sitemsiz, sabırlı bir umut ikliminde kaç mevsim geçirdiğimi Ve onca mevsimin bütün ‘yaz’larını sana ertelediğimi Okunmamış şiirler yazdığımı Ve yazılmamış mektuplar ezberlediğimi Bir Eylül akşamında Beyaz, tahta bir meyhane masasında Duru bir su gibi özlemeyi Ve beklemeyi anlatacağım sana.

  • ŞİİR

    ÖYLE BİR AKŞAM

    Öyle akşamlar vardır hani Uzun zamandır okumak istediğin kitabı sahilde bitirmiş Batmakta olan güneşe doğru yüzmüşsündür Denize elbette doyamamış Sevgiliden ayrılır gibi sabah buluşmak üzere vedalaşmışsındır Geç kalınmış bir akşam sofrasına telaşsız oturmuş Rakıları keyfince sen doldurmuşsundur Öyle akşamlar vardır hani Sesler, gülüşler beste olmuş Müziğin yokluğunu unutmuşsundur Her yudumda kadehini 'sağlığa' kaldırmış Koskoca 'yaz'ı bir akşamda yaşamışsındır Öyle akşamlar vardır hani Rakı daha soğuktur, mezeler daha lezzetli Masada birbirini çok sevenler buluşur Kimse hiçbir şeyi içinde tutmaz Kimse kimseye darılmaz Ve herkes aynı anda mutludur İşte öyle bir akşam...

  • Doyamadığım Şiirler

    Kanadı Kırık Bir Akşam

    Gün bitti lambayı hazırla;Işık kalmadı girecek odamızaÇek perdeleri sevdiceğim;Kanadı kırık bir akşamZonkluyor durmadan dışarda. Sen bugünden yarınaBirazcık umut sakla Yarın farklıdır bugünden,Adı değişir hiç olmazsa,Kara bir suyuGeçiyoruz şimdilerdeBasarak yosunlu taşlara. Sen bugünden yarınaBirazcık umut sakla Gün bitti sevdiceğim;Geriye kalan posa.Bu serin güz akşamındaGeç otur karşıma sessizce,Devam et ördüğün hırkaya. Metin Altıok

  • DENEME

    CADDE

    Evlenmeden önce Ferhat’ı görmeye İstanbul’a geldiğim zamanlar, Ankara’da okuyan, denize hasret kalmış bir Egeli olarak, onun beni Bağdat Caddesi’ne getirmesine bir anlam veremez, biraz da burun kıvırarak ”ne işimiz var burada” diye sitem eder, ısrarla deniz kokusu alabileceğim bir yere gitmek isterdim. Yıllar sonra buraya bu kadar tutkun olacağım aklımın ucundan geçmezdi. Şimdi her fırsatta çıkıp yürüyorum. Cadde’ye çıkan bütün yolları, tek yönleri, ters yönleri, sokak isimlerini, eskimiş evlerdeki yaşanmışlıkları, yıkılan evlerin efkârını, yeniden yükselen binaların yerine yakışma endişesini, yeni yerleşilen evlerdeki hayatı soluma telaşını içime sindire sindire yürüyorum. Bazı sokakları, bazı sokak isimlerini, bazı sokakların hem kendilerini hem isimlerini seviyorum. Mesela Taş Mektep Sokak ya da Yeşil Bahar Sokak……

  • ÖYKÜ

    TAKAS

    ”Otursana biraz, niye gitmekte acele ediyorsun?” dedi. Acelem yoktu aslında ama “ne yapıyorsun?” sorusuna “aklımı başıma topluyorum” cevabını veremediğim gibi bu soruya da “önümüzdeki birkaç ayı seninle geçireceğim 5 dakikayla takas etmeye gücüm yok” diyemedim. Çünkü biliyordum ki o 5 dakikada bakışları, dudaklarının gülümserken yaptığı kıvrımlar, alnına düşen gür saç tellerinin rüzgarla arsız uçuşmaları, elleri… Ahhhh, en çok elleri, uzun, biçimli parmakları tanklı tüfekli bir ordu gibi önümdeki birkaç ayın savunmasız, silahsız her anını teslim alacak, rutinin dışına çıkabildiği her an boş kalan zihnimi esir edecek, sabah uyandığımda ve mutlaka her gece uyumaya hazırlanırken siperlerime sızacak ve sonunda kalbimi ve hayatımı bir kez daha fethederek mutlak zaferini ilan edecekti. Zaten…

  • DENEME

    Şişedeki Sinek

    ”Felsefenin amacı nedir? Şişeye düşen sineğe çıkış yolunu göstermektir” diyor Ludwig Wittengenstein. Fakat günümüzde toplum şişeye düşen sinek şişede kalsın istiyor. Şişeden çıkmaya çalışma çabası ve hatta isteği bile abesle iştigal kabul ediliyor. Şişede ‘yaşamak’ için gerek şartlara sahipsen bir adım ötesini merak etmek, yaşamla, evrenle, kendinle ilgili sorular sormak, kendi hakikatine yaklaşmaya niyetlenmek, bazen kendini ve yolculuğunu tanımak uğruna yanlış yapmayı, vazgeçmeyi, yalnız kalmayı ve hatta ıstırap çekmeyi göze almak çok yadırganıyor. Size çizilen sınırlar içinde kalmanız, uygun görülen rolü oynamanız ve kabul gören davranışları düstur edinmeniz gerekiyor. Hatta bir süre önce kendi tecrübe ettiğim bir süreçte gördüm ki sizi çok sevenlerden de, onların sizi içinde görmek istedikleri resmin…

  • Doyamadığım Şiirler

    Gecenin Kapıları

    Bütün kapılar kapandı, dışardayım Birden karşıma çıkmayın korkuyorum Uykusuzum fena halde, sokaktayım Karanlık bastırdı mı bozuluyorum Fena bir yerimden koptuğum doğru Kendimden çok fazla yaşamaktayım Nereye bağlanacak bu işin sonu Aslında ben kimi meraktayım Bütün kapılar kapandı. Sokaktayım... Attila İlhan

  • ŞİİR

    DİDE’M

    Denizin kenarında Ay ışığının altında Gözleri denizden mavi Teni aydan ışıklı Saçları dalga dalga kalbimin kıyısına inen bir kadın Derin sular gibi derin Akan sular gibi berrak Derin, berrak ve sıcak Dupduru sesinde bir şarkı Şarkısında ilkyaz umutları Diyor ki ''yaşayalım mı'' Gözünde sessiz, sözsüz vaatler Hep mavi sabahlara uyanma çağrısı Elini bir tutsam Elleri kaybolduğum tüm yolların pusulası Bir havası var ki Her şeyin mümkün olduğuna inanasım geliyor Onunlayken mutlaka bir yerlere cemre düşüyor.

  • Uncategorized

    DEPREM

    Yaramazlık yapmayı bilmezdim çocukken. Bir tek dedemin yanında ķüçük yaramazlıklar yapar, ne yaparsam yapayım bana olan sevgisinin değişmeyeceğini bilirdim. Bazen ilk adımı o atar, olmadık bir şey yapar, söylenmeyecek bir şey söyler, beni güldürür, cesaretlendirirdi. Kendimi onun yanında her şeyi doğru yapmaya mecbur olmayacak kadar özgür hissederdim. İstemeyi bilmeyen, herkese yük olmaktan çekinen bir çocuk olmama rağmen, kendimce en olmadık isteklerimi ona söylemekten çekinmezdim. Zaten çoğunlukla istemeden hisseder, söylemeden yapardı. Çocukken kim size yaramazlık yapma özgürlüğü tanıyorsa büyüyünce en çok onu hayal kırıklığına uğratmaktan korkuyor insan galiba. Hata olduğunu bildiğiniz bir şeyi yapmak üzereyken o korku durduruyor sizi. Dedemi uğurlamamızın üzerinden 2 yıldan fazla zaman geçti. Tekrar  buluştuğumuzda yüzümü avuçlarının…