-
YAKIN
Mutlu bir haberi kutlamak Bir umudu paylaşmak Bir hayali canlı tutmak Aynı keder ve hüzünle gözyaşı dökmek Ve hatta bir sevdayı yaşamak için Yan yana olmak zorunda değiliz…Yakın olmamız yeter. Bazen deniz aşırı, sıcak bir ülkede, biraz efkar çokça umut ve şükürle yarılanmış rakı kadehi, tam burada baharın ilk günlerinde, güneş gören bir balkonda, tomurcuklanmış sardunya dallarının önünde kaldırılan bir şarap kadehi ile karşılık bulur. Yüreklerde aynı özlem, aynı efkar, aynı umut ve şükürle… Yakın olmak için yan yana olmak gerekmiyor. Yakın olmak için konuşmadan anlaşabilmek gerekiyor, duyguları tercüme etmeye ihtiyaç duymamak, konuştuğunda ise aynı dili sansürsüz kullanmak… Çok sevdiğin birinden uzak kalmanın ne demek olduğunu biliyorum ben, yaşadım. Hele…
-
AN
Gecenin bir vakti ruhum adını sayıklarken uyandım. Rüyamdan geceye bana eşlik eden hayalin kirpiklerimin arasından kaçıp gitmesin diye gözlerimi sıkı sıkı kapadım. Gözlerim kapalı, o yaz akşamında, o bahçede, o masada, o ”an”da bakışlarınla örtünüp senin yanında kaldım. Gözümü açar açmaz yokluk zincirine vurulacak o tek ”an”da birbirimizin yarım kalmış tüm cümlelerini tamamladık. Gözlerin kendi dilinde ezgiler bestelerken ay ışığı kadehlere doldu, söylenmeyenler aşk oldu… Deniz kokusu saçlarındaki dalgalara, ömrüm ömrüne karıştı. Şiir oldu zaman ve o tek ”an”da durdu, zamandan şiir doğdu. O ”an” işlemediğimiz bir suçtan ömür boyu suçsuz bulunduk. Özgürlük dalga dalga kıyıya vurdu. Yeni yazılar yazdık kaderimize. Verilmemiş sözleri ve söylenmemiş yalanları affettik. Uykulara, gecelere, satırlara,…
-
TAVSİYE
Sizi derdini paylaşacak kadar yakın gören biri size içini açtığında ona “benim de” diye başlayan cümleler kurarak kendi sıkıntılarınızı anlatmayın. Keşke daha önce konuşsaydınız, madem siz de içinizi dökmek istiyordunuz. Şimdiye dek yapmadıysanız şimdi hiç sırası değil emin olun. Dinlemek çok zor olmasa gerek. Gözünün içine bakarak dinleyin. Belki anlattığından fazlasını hissediyor ama kolay değil kendini açık bir kitap gibi ortaya koymak. Gözünün içine bakın, anlattığından fazlası varsa oradan anlaşılır, anlattıklarından fazlasını gözlerinden dinleyin. İnsan en çok anlatamadıkları duyulsun istiyor, dile gelmeyeni duyun.Anlattıklarını, dinlediklerinizi ve duyduklarınızı anlamaya çalışın. “Anlaşılmak” şifadır. Konu üzüntü veya hayal kırıklığı ise…Teselli etmeye çalışmayın, n’olur! O teselli sözcükleri zaten ezberinde karşınızdakinin. Yaptığı bir şeyden pişmansa eğer…
-
AĞRI
Kalbim ağrıyor… Aklımın senden uzaklaşabildiği kısacık anların sonunda Sağ elimi kalbimin üzerinde buluyorum Ağrıyor.
-
YAZ
Yaz gelecek… Kimse bilmesin, keşfetmesin diye dua ettiğim, her sokağını, her koyunu, tüm kumsallarını ve hatta her kum tanesini sahiplendiğim, benim sandığım, denizini ”evim” saydığım o küçücük Ege kasabasına gideceğim. Rıhtımdaki çocuktan bol baharatlı midye dolma alacağım, yanına fazladan limon. Bütün telaşları ve yapılması gerekenleri kalabalık şehirlerde bırakıp torbayı elimde sallayarak yavaş yavaş yürüyeceğim. Saçımda tuzlu bukleler, yüzümde güneşin pembe izleri…Üstümde tişörtüm, kot şortum, terliklerim; yani bütün yaz ihtiyacım olan her şey:) Her adımda önünden geçtiğim kafelerdeki mazime gülümseyeceğim, dostlarıma…Efsane 98’e selam göndereceğim. Kafelerden birinde durup soğuk bir bira alacağım. Kafelerin bitimindeki parkın denize bakan tarafındaki duvarlardan birinin üzerine oturup yüzümü eşsiz denizine döneceğim. Güneş henüz düşmeye başlamamış olacak. Gözümü…
-
Küskün
O gün bugündür kimseyi eskisi kadar sevmiyorum, kendimi de… Sen ve şiirler hariç herkese ve her şeye dargınım.
-
BAŞUCU
Uykuyla aram açıldıkça yatağımın başucu giderek kalabalıklaşıyordu. Sayfaları kalemle çizilmekten yıpranmış dergiler En son hangisini okuduğumu hatırlamakta zorlandığım yarım bırakılmış kitaplar Kalemler İrili ufaklı not defterleri Yazılıp karalanmış ve koparılıp atılmış kağıtlar Ekranındaki akrep ilerledikçe içimi sıkan kol saati İçim sıkışık Yatak bedenime, göğüs kafesim kalbime dar Halihazırda bir de klostrofobi var Bir süredir hiçbir işe yaramayan, beklenen haberi getirmeyen lanet olası telefon Susuzluğuma ve kurumakta olan kalbime çare olma ihtimali olmayan zavallı bir sürahi Takmaya başladığım ilk günden beri nefret ettiğim gözlüklerim İç içe geçmiş, birbirine karışmış küpelerim Sürekli kaybettiğim için yanımdan ayırmamaya gayret ettiğim birkaç toka Her şey başucumda Sanki bütün dünya Bir uyku bir de sen uzakta...
-
BAŞARI
Çocukken, küçücük bir kız çocuğu iken hiç arkadaşım yoktu benim. Sokakta oynamayı sevmez, daha doğrusu bilmezdim. Çocuklarda kendiliğinden olan oynama becerisi bende yoktu. Sokaktaki çocuklara imrenir ancak aralarına karışamazdım. En yakın arkadaşlarım kitaplardı. Okul dışındaki tüm zamanımı kitaplarla geçirebilirdim. Elbette çok uslu bir çocuktum; hiç yaramazlık yapmaz, kimsenin başını ağrıtmaz, hiçbir konuda çok talepkar ve ısrarcı olmazdım. Ve tabii ki çok başarılıydım! Ders notlarım hep çok yüksekti. Hayatta çok erken tanıştığım ve hiç yadırgamadığım şey sanırım sorumluluktu, yapmam gerekenleri bilir ve hatırlatmaya ya da ikaza gerek olmadan yapardım. Şimdi, yıllar sonra geriye dönüp o günlere baktığımda o küçük kız çocuğunun ne kadar yalnız olduğunu görüyorum… Uslu olmam, çok başarılı olmam…
-
Uyku
Uykulara borçluyuz, yanımdayken köşe bucak kaçtığımız uykulara. Sensizken, sen o şehrin denizini, ben bu şehrin sensizliğini koklarken uyusam…Saatlerce, günlerce uyusam…Ta ki sen bana, kollarıma gelene kadar, bu şehir sensizliğin kokusunu üstünden atana kadar uyusam…Sen beni uyandırana kadar, uykuya bir ömürlük borcumuzu ödeyecek kadar uyusam… Ezgi Balaban
-
Yaşamak
Yazdıklarını karalamak gibi bir şey bu ”yaşamak”…




