Uykuyla aram açıldıkça yatağımın başucu giderek kalabalıklaşıyordu. Sayfaları kalemle çizilmekten yıpranmış dergiler
En son hangisini okuduğumu hatırlamakta zorlandığım yarım bırakılmış kitaplar
Kalemler
İrili ufaklı not defterleri
Yazılıp karalanmış ve koparılıp atılmış kağıtlar
Ekranındaki akrep ilerledikçe içimi sıkan kol saati
İçim sıkışık
Yatak bedenime, göğüs kafesim kalbime dar
Halihazırda bir de klostrofobi var
Bir süredir hiçbir işe yaramayan, beklenen haberi getirmeyen lanet olası telefon
Susuzluğuma ve kurumakta olan kalbime çare olma ihtimali olmayan zavallı bir sürahi
Takmaya başladığım ilk günden beri nefret ettiğim gözlüklerim
İç içe geçmiş, birbirine karışmış küpelerim
Sürekli kaybettiğim için yanımdan ayırmamaya gayret ettiğim birkaç toka
Her şey başucumda
Sanki bütün dünya
Bir uyku bir de sen uzakta...
Bir yorum
Murat
Bir ruh hali bu kadar iyi betimlenirdi.birazdan sıkıştıkça sıkışan bir gazoz misali avazın çıktığı kadar bağıracakmışın gibi