DENEME

BAŞARI

Çocukken, küçücük bir kız çocuğu iken hiç arkadaşım yoktu benim. Sokakta oynamayı sevmez, daha doğrusu bilmezdim. Çocuklarda kendiliğinden olan oynama becerisi bende yoktu. Sokaktaki çocuklara imrenir ancak aralarına karışamazdım. En yakın arkadaşlarım kitaplardı. Okul dışındaki tüm zamanımı kitaplarla geçirebilirdim. Elbette çok uslu bir çocuktum; hiç yaramazlık yapmaz, kimsenin başını ağrıtmaz, hiçbir konuda çok talepkar ve ısrarcı olmazdım. Ve tabii ki çok başarılıydım! Ders notlarım hep çok yüksekti. Hayatta çok erken tanıştığım ve hiç yadırgamadığım şey sanırım sorumluluktu, yapmam gerekenleri bilir ve hatırlatmaya ya da ikaza gerek olmadan yapardım. Şimdi, yıllar sonra geriye dönüp o günlere baktığımda o küçük kız çocuğunun ne kadar yalnız olduğunu görüyorum… Uslu olmam, çok başarılı olmam gibi bütün ailemin övgüyle bahsettiği özelliklerimin ise aslında yalnızlığımın ve güvensizliğimin doğurduğu sonuçlar olduğunu.

O yalnızlık ve güvensizlik duygusundan kurtulmak, kendi kabuğumu kırmak, benden asıl beni doğurmak için çok uğraştım. Bugün kendi çocuklarımla ilgili başarı kriterlerim ise bambaşka. En çok nasıl arkadaşlıklar ve ilişkiler kurduklarını önemsiyorum örneğin. Arkadaşlıklarında ve diğer ilişkilerinde kendilerini nasıl konumladıklarını ve nasıl ifade ettiklerini önemsiyorum. İçlerindeki ”oyun”cuyu önemsiyorum. Bir zorlukla karşılaştıklarında mücadele etmeyi seçip seçmemelerini, bir saygısızlığa nasıl cevap vereceklerini, bazen bir başkası için kendi önceliklerinden vazgeçip geçmeyeceklerini önemsiyorum. Yani özetle ve asıl olarak kişiliklerini ve sosyal ilişkilerini önemsiyorum.

Ben de zaman zaman daha çok çalışmaları konusunda baskı yapıyorum 🙂 Bu noktada aslında beklediğim daha yüksek notlar ve akademik başarıdan çok farklı. ”Kader gayrete aşıktır” derler. Ne kadar doğru. Bir amaç uğruna çalışmak, çaba harcamak ve hatta yorulmak güzeldir. Başardığında ama uğraşıp didinerek ve yorularak başardığında tadına doyamazsın, ondan güzeli yoktur. Çalışmanın ve sonunda başarmanın tadına bir kez varan bundan asla vazgeçemez ve hep bir adım ötesini ister. ”Çalışın” dememin tek sebebi bu işte… O tadı alsınlar istiyorum ancak her çaba hedeflediğimiz noktaya varmayabilir. O zaman da elimden geleni yaptım dersin, için rahat olur, yine yine yine denersin…Aslında çaba gösterdiğinde belli ki ”başarısızlık” ihtimal dahilinde değil; varmak istediğin noktada isen başarılısın, yol seni oraya götürmediyse en azından elinden geleni yapmış olmanın rahatlığıyla kendinle barışık olursun ki bu büyük başarı…

Karneler ve sınavlar…Başarı ölçütü değil. Hayattaki başarımızı sosyal yeteneklerimiz belirliyor. Hayattaki en büyük başarı ise mutlu olmayı bilmek…

Umarım mutlu olmayı bilen ve yaşamanın hakkını veren çocuklar yetiştirir, onların mutluluğu ile gurulanarak yaşar ve yaşlanırız…

Ezgi Balaban

Bir yorum

  • Pınar Özkan

    Sevgili meslektaşım, çocukluk hikayemiz nasıl da benzer ve çocuklarımızdaki beklentilerimiz.. Nasıl, çocuklarınız istediğiniz gibi oldu mu sosyal ilişkilerinde merak ettim.. Ben sanırım tam istediğim sonucu alamadım. Öğretmenleri ve arkadaşlarının ebeveynlerine göre sosyal ilişkileri çok iyi ama ben yokken.. Ben yanlarında iken hala sıkılgan ve benim bacağıma yapışıklar.Ben bi yerlerde yanlış bişeyler yapıyor olmalıyım Aslında iyi bişeyler yapayım derken mükemmelliyetçi ve korumacı bir anne oluyor olabilirim. Siz bu konuda neler yaşıyorsunuz? Sevgiler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir