-
Anahtar
Biraz hüzünlü bir Şubat günü…Anahtarımı cebime koydum bu sabah. Elim cebimde anahtarın soğukluğunu hissettim. İki aydır kapıyı hiç anahtarla açmamıştım. Oldum olası sevmem anahtarları. Kapı dediğin zili çalınca içeriden açılmalı. Seni bekleyenler olmalı, görünce gülümseyenler, sıcak bir ‘hoşgeldin’ , meraklı bir ”nerede kaldın?”. Evde tatlı bir telaş, başka odalardan gelen sesler olmalı. Sabah uykusunun mahmurluğunda annemin mutfak tıkırtıları, akşam saatinde babam ve oğlumun coşkulu futbol gürültüleri. Sofralar kalabalık olmalı, bazı geceler sofrada rakı olmalı, üstelik buz gibi olmalı ama yanında mutlaka anne eli değmiş mezeler olmalı. O sofralarda kahkahalar, bazen tatlı didişmeler olmalı. Kimi zaman herkes birbirinin ne diyeceğini zaten bilmeli ama anlatmak da dinlemek de her seferinde daha tatlı…
-
Kalbim Hep Ege’de…
Nar ağacı, asma yaprağı Biraz denizden, biraz gökyüzünden bolca mavi Bir salıncak Tatlı, usul usul bir rüzgar Şarap gibi bir hava Mavilerin koynunda zeytin ağaçları Annemin keyifli kahvaltıları Babamın leziz mangalı eşliğinde uzun doyumsuz sohbetler Buz gibi rakı, kadehlerin birbirine dokunuşu, kahkahalara karışan ”şerefe”ler Islak çimenler Bereketli toprak, bahçe domatesleri, dalından taşan elmalar Zeytin ağaçlarıyla kucaklaşan masmavi, buz gibi deniz Denizden çıkan her şey Sıcacık güneş Günbatımı Akşam pazarı Her rengi İlk gençlik hatıraları Geleceğe dair umutlar Çocukluğum Gençliğim Aşklarım Çocuklarım Dostluklarım Buradayım İyi ki…

