-
ÖFKE
Ben bu yolu epey uzundur yürüyorum. Kendimle bir meselem var ve o meseleyi çözmeye mesai harcıyorum. Mümkün olan her an ne hissettiğime, hissettiğimin gerçek hissim olup olmadığına, gerçek olmadığına ikna olursam hangi duyguyu kamufle etmek için kendini öne çıkardığına kafa yoruyorum. Gerçek duygumu bulduğumda onu tetikleyen yaşanmışlığa ulaşmaya, geçmişte bir karşılığı olup olmadığına odaklanmaya çalışıyorum. Hayatım boyunca ne yüzeyde uçuşan hisleri yakalamak ne de derinde saklananları keşfetmek zor oldu benim için. Duygular çocukluğumdan beri yoğun bir parfüm kokusu gibi üst, orta ve alt notalarıyla beraber dalga dalga geldiler. Fakat her geleni karşılamayı, hepsine kucak açmayı bilmiyordum maalesef. Bazıları ile ne yapacağımı bilemeyip görmezden geldim, bazılarını kendime yakıştıramayıp reddettim, susturdum, sindirdim,…
-
Kapalıyız kardeşim!
Sanıyorum tüm sorunların çözümü önce bir sorun olduğunu kabullenmekle başlıyor. O zaman bu kabullenişi yüksek sesle dile getirmekle başlayayım ben de: Ben bir sosyal medya bağımlısıyım! Pandeminin dünya üzerinde muhtemelen pandemi sonrası uzun bir dönemi de etkileyecek, hatta kalıcı değişiklikler oluşturacak olağanüstü etkileri oldu. Fakat yazının konusu bu dönemin benim kişisel dünyamdaki değişimlerle çakışması ve kendi mikro dünyamda oluşturduğu bence ‘beklenmedik’ bir etki; sosyal medya bağımlılığı. Retrospektif bakınca tüm bu sürecin doğal bir sonucu gibi görünse de hayatı boyunca kafasına koyduğunu yapmakla övünmüş, verdiği kararların arkasında durmakla ve iradesi ile gurur duymuş biri için herhangi bir bağımlılık öngörülebilir ve kolay kabullenilebilir bir durum değil. Fakat son aylarda rahatsızlık hissi o…
-
Tekil
Ben; Gidemeyen Gel diyemeyen Bekleyen Ne beklediğini bilmeyen Beklendiğini bilen Sen; Sevmekten suçlu Özlemekle cezalı Aşk; İki sırlı nokta arasında İmkansız bir doğru.
-
Kalbimden…
Hesapsız davranışlara, “İçimden geldi”lere, “Sesini duymak istedim”lere, Aklımızdan geçtikleri her sefer kalbimizin yerini hatırlatanlara, Aklımızdan geçtikleri her sefer burnumuzun direğini sızlatanlara, Kaçmadan kovalayanlara, Kaçmayacak cesareti olanlara, Eline bir buket mevsim çiçeği alıp kapının önünde bekleyen kadınlara, İsimlerin sonuna eklenen iyelik eklerine, “benim” olanlara, ait olduklarıma, Gecenin bir yarısı ya da sabahın köründe, çok önemli bir işin tam ortasında, çok meşgulken veya çok yorgunken, her koşulda ve her daim varlığınızla mutluluk getirdiğinizi hissettirenlere, “Biricik” hissettirenlere, Zaman koyu kıvamlı bir sıvı olup akmakta zorlandığında zamanı seyreltenlere, Hayat bir dala takılmış ipek şal gibi bir acıya sabitlendiğinde, dala da ipek şal kadar hürmet edenlere, “geçecek” diyenlere, geçeceğine inandıranlara, Hatalar 17 yaşa öyķündüğünde 18…
-
Büyülü Bahçe
Çok beklediğim, çok sevdiğim bir bebeğin ilklerini kaçıracakmışım gibi bir hüzünle vedalaştım hepsiyle… Laleler, arap sümbülleri, manolyalar, şeftali ağaçlarının tomurcuklu dalları, tutkulu bir sevgilinin kızıl öpücükleri gibi aralarına aldıkları kırmızı lalelerle caka satan papatyalar, süs erikleri… Yenidoğanın cennet kokusunu içime çekip ilk gülüşünden, ilk hecesinden, ilk adımından mahrum bırakılmış gibi boynum bükük vedalaştım. Sesleri, kokuları, ışığı, ışığın renklerle oynayışını, bir rengin asla tek bir renkten ibaret olmadığı anları, doğanın ton sür ton yeşil giysisini, rengarenk minik mücevherlerle süslenişini, küçücük göletin üzerindeki minyatür iskeleyi, gölette yıkanan martıların mutluluğunu, çocuğun doğayla buluşmasındaki neşeyi, bu büyülü anlarla bezeli bahçeyi hep hatırlamak üzere sakladım. İlk hecesini kaçırsak da ilk kelimesinde yanında olmanın, ilk adımını kaçırsak da…
-
YARIM
Çocukluğumuzun odaları sessiz, sokakları ıssız İkimizde ilk aşkları karşılık bulmamış Hüzün yüzlü çocuklarız Cevapsız bırakılmış mektuplar yazmaya Ve aşkı tek başına yaşamaya alışmış Büyürken meğer birbirimizi aramışız Şimdi ben geç kalmakla sınanıyorken sana Feda ettim dualarımdaki sen ihtimallerini Sen gitti sanıyorken beni Yüzüme güneş vuran bir güne sakladım kendimi Saklandım Senden eksik kalanı tamamlayamadım Tek dizesi yazılmış bir dörtlük gibi Yarım bile kalamadım.
-
NEM
Havanın nemle yüklendiği gibi Sensiz geçen zaman zerreleri de ''sen''le yükleniyor. Hava neme doyunca yağıyor Zaman sensizliğe doydu Ama sana, yağmak yasak Hayat durdu, zaman durdu Sensizlik durmuyor Yaşamak yasak, sokak yasak Hasret yasak dinlemiyor Yağıyor, dinmiyor...
-
NEDEN
Hiçbir şey bırakmadın banaNe büyük bir sevdaNe kesif bir hüzünNe hoyrat bir vedaNe esrik bir öfkeAteşini harladığın hevesi de söndürüpÖyle gitseydin keşke Zaten olmayanı özledikçeAra ara üşürümMadem hiç bırakacaktınYolunu neden bana düşürdün?
-
ÇÖL
Orkidelere baktım, susamışlar Eskiden olsa kıyamazdım Şimdi umursamadım Bak ne yaptın Susuz kaldı çiçekler Kalbim gibi kupkuru Ne kızgınım ne kırgın Sadece üzgün Ama bil ki Vebali senin omuzlarında Bu serapsız, vahasız çölün
-
Gidenler
Herkes gidiyor İsimlerini, yüzlerini Kokularını da yüklenip gidiyorlar Tarihler kalıyor geriye Meşum bir iz bırakıp Ekimlerin dokuzu Kasımların yirmiyedisine Olmadık sızılar kazıyıp kalbimin takvimlerine Gidiyor herkes İsimlerini, kokularını Yüzlerini, Verdikleri sözlerini de toplayıp gidiyorlar Yas dönümleri kalıyor geriye Güneşi üstüne doğurmamaya yeminli gün karaları Kahırla kurumuş gün kuruları Nisanların altısında tomurcuklarına küsmüş bahar dalları kalıyor Herkes gidiyor, ben kalıyorum Benden ne kaldıysa geriye...























