-
PENCERE
Mutfağın yan apartmana bakan penceresini araladım. Alev gibi bir ağustos rüzgarı yüzümü yalayıp geçti. Elimde eğreti duran sigaraya baktım, içmeyi bilmediğim için hayıflandım. Eskiden rakı sofralarında bakımlı ellerinde tuttukları sigaralarından derin nefesler çekip dumanını üflerken uzaklara dalıp giden kadınların o gizemli havasını çekici bulur, içten içe kıskanırdım. Şimdi de dertlenince sigaraya sarılıp dertlerini bir nebze olsun hafifletebilenlere imreniyorum. Kalbimi sıkıştıran mengeneyi biraz gevşetir, bu sıkıntılı bekleyişin ağırlığını hafifletir umuduyla peş peşe yaktığım kim bilir kaçıncı sigaranın içime çekmesini bilmediğim, ağzımda hapis tuttuğum dumanını serbest bırakmak için aralık pencereden hafifçe dışarı uzanıyorum. Giderek ağırlaşan zamana nispet yaparcasına dışardan davul ve zurna sesleri geliyor. Hastaneden getirdiğimiz günden beri sıcaktan ve gürültüden rahatsız…
-
KARAR
Bu akşam artık kararımı bildirmem gerekiyor. İki, üç gün düşünme zamanı vermişlerdi. Neredeyse bir hafta oldu. Bu akşamki suareye gelirlerse orada konuşurum. “Beklenen Şarkı” filmi ilk kez gösterilecek bu akşam, radyoda dinlemeye doyamadığım Zeki Müren’in ilk filmi, üstelik şarkıyı da kendisi bestelemiş. Tahmin ediyorum ki kaçırmak istemez, gelirler. Gerçi ayaküstü böyle önemli bir konuyu konuşmak uygun düşmez herhalde. Suareye gelseler de gelmeseler de her gece kahveye uğruyorlar. Orada oturup adamakıllı konuşmakta fayda var. Bir karar verdim vermesine de dilim söylemeye varmıyor. Ondan bu kadar uzadı bu iş. Beyleri bir hafta önce ilk kez gördüğümde yazlık sinemada bilet kesiyordum. Malum küçük yer, herkes birbirini tanır burada, yeni yüzler hemen fark edilir.…



