DENEME

HEDİYE

Hediye almayı da vermeyi de çok seven biri olarak söylemeliyim ki belirli günlerde alınan kalıplaşmış hediyeler maddi değeri ne olursa olsun kimseyi pek de mutlu etmiyor sanki…Hele ki bir görevi savarmış gibi kendi verecekleri hediyeyi bir başkasına seçtirenleri hiç anlamıyorum. Oysa ki biraz özen gösterilirse burada müthiş bir paylaşım var.

Hediye vermenin iki anlamı var bence. Birincisi seni tanıyorum, neden hoşlandığını, neyle ilgilendiğini, kendine neyi yakıştırdığını biliyorum demek. İkincisi ise sende benden bir parça olsun istiyorum, seninle kendi ilgi alanlarımı, kendi zevkimi paylaşmak, belki de sana yeni, farklı bir bakış açısı sunmak istiyorum demek. Fakat her iki hâl de ilgi, özen ve emek istiyor elbette.

Bu özeni ve emeği belirli zaman kalıplarına sıkıştırmak haksızlık diye düşünüyorum. Bir mecburiyet ya da görev halini alan her şey gibi bu paylaşım da büyüsünü yitiriyor sanki. Ben beklenmedik anlarda gelen küçük hediyelerden çok etkileniyorum. Yazılarımı paylaşmaya başladığım ilk günlerde beraber çalıştığım hekim arkadaşımın armağan ettiği not defteri, haftalar önceki bir sohbette okumadığımı ve maalesef hiçbir yerde bulamadığımı söylediğim kitabın unutulmayıp ilk karşılaşıldığında alınması, kaktüs şeklinde bir kaleme eşlik eden ‘kaktüs seven kadınları sevin, çay ısmarlayın, portakal soyun” notu , ”günaydın” mesajına iliştirilmiş rengarenk çiçek fotoğrafları…O fotoğraflar bana bir pencere açtı örneğin. Bugüne dek her gün önünden geçtiğim evlerin bahçelerindeki çiçeklere dikkat etmeye, güzelliklerini fark etmeye başladım. Bir incelik hayatıma sayısız güzellik kattı. Hediye tam da bu işte; bazen bir güzelliğe ortak olmak, bazen naif bir paylaşım ya da bazen cesur bir teklif…

İçten bir kutlamayı, kalpten gelen güzel dilekleri, özenle hazırlanmış bir sofrayı, sımsıkı sarılmayı görev icabı alınmış hediyelere tercih ediyorum ben.

Samimiyeti tercih ediyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir