Uncategorized

EV

Bazı evler canlıdır.

Yere kadar uzanan perdeleri rüzgarla usul usul dalgalanır. Mutfakta her daim tatlı tıkırtılar, bazen eve sığmayan güzel kokular… Bir bahçe ya da küçük de olsa mutlaka bir balkon vardır. Balkonda küçük bir masa, üzerinde bir çay bardağı ya da fal bakılmak üzere kapatılmış ve orada unutulmuş bir kahve fincanı. Mutlaka rengarenk saksı çiçekleri, belki minik bir limon ağacı…

Kitaplar kitaplığa sığmaz o evlerde ve evin yaşayan sakinlerinden biri olur. Her sayısı merakla ve hevesle beklenmiş, sonra da özenle saklanmış dergiler ve okunmuş, okunmakta olan ve okunmaya niyet edilmiş kitaplar, kahramanları ve yazarları ile birlikte o evlere ruh katar.

Anılar duvarları süsler.

O evler hep biraz dağınıktır. Eşyalar gösterişsiz ama kullanışlı, belki biraz yıpranmıştır. Ev dağılmış, eşyalar eskimiş…Çocuklar büyüyor ve anılar birikiyorsa ne gam 🙂

Bazı evler canlıdır. O evlerde yaşamayı ve yaşatmayı sevenler, hayattan keyif alanlar, sevmeyi bilenler olur. Duygularını yoğun yaşayanlar, göstermekten çekinmeyenler…Dokunmayı, sarılmayı sevenler, beraber gülebilenler ve ağlamaktan korkmayanlar. Sesler yükselir zaman zaman, kavgalar şiddetli olur. Hep bir orta yol bulunur. Uzun, soğuk sessizlikler olmaz. Hiçbir çocuk küslüğün çorak topraklarına terk edilmez.

Jorge Amado diyor ki ”Bir insanın anavatanı çocukluğudur”. Büyüdüklerinde çocuklarımın tamamen evde vakit geçirdikleri bu zamanı ve evimizi sıcacık hatırlamalarını, ”yaşayan bir ev”in çocukları olduklarını ve geriye dönüp baktıkları her sefer kendilerini güvende hissedecekleri, onları sıcacık sarmalayan bir anavatanları olduğunu anımsamalarını umuyorum. Bazı kokular onları bir an için bugünlere geri çağırdığında içlerinde ılık bir meltem essin istiyorum.

Tüm dünya çocuklarının sevgiyle, minnetle ve özlemle hatırlayacakları bir çocukluk geçirmelerini diliyorum…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir