Uncategorized

GÜNEŞ

Güneşli bir kış sabahı elimde olmadan gülümsedim. Aynada gördüğüm yüzden niye bu kadar hoşnut olduğumu anlamak için birkaç saniye durdum. Yeni uyanmış, henüz yüzümü bile yıkamamıştım. Saçlarım dağınık, gözlerim uykunun etkisinden çıkamamış…Daha güzel hallerimi de görmüştüm aynı aynada aslında. Kışın ortasında saklanmaktan vazgeçip yüzünü göstermeye niyetlenen güneşten herhalde diye düşündüm. Güneşli havalarda herkes birbirini daha çok seviyordu zira. Bende zaten mutlu olmaya teşne bi hal var oldum olası, ilk gördüğüme gülümsedim demek ki…
Sonra birkaç saniye daha durdum, daha dikkatli baktım. Güneşin etkisi vardı evet ama dahası da vardı…Ben gerçekten seviyordum bu kadını. İnsan en çok ona inananları, onu cesaretlendirenleri seviyor galiba. Ben de bana inanan, beni cesaretlendiren bu kadını seviyorum. İçimdeki “sen yaparsın” diyen sesini…
Kendi yollarını çizmesini, kolay vazgeçmeyişini…Ne istediğini bilmesini, çalışkanlığını…
Şansını seviyorum ben bu kadının.
Annem beni kucağına ilk aldığında “dünyanın bütün sevgileri üzerine olsun” diye dua etmiş. Bir annenin evladı için edebileceği en güzel dua… Annemi ve annemin kabul olmuş duasını seviyorum.
Yaradan’ın armağan gibi gönderdiği sevgileri kırmadan, dökmeden, özenle, vefayla hayatımda tuttuğu, sürdürdüğü, arttırdığı için seviyorum.
Herhangi bir duyguyu saklamadaki beceriksizliğini, samimiyet takıntısını ve bunların ona kazandırdığı gerçek dostlukları seviyorum.
Sakarlıklarını ve kendine en çok gülen oluşunu…
Kendini anlatma merakını 🙂
Güneşli bir kış sabahıydı. Tekrar baktım aynaya ve gözlerinin içinde gördüğüm güneşe daha kocaman gülümsedim bu sefer.
İçimizde bir güneşle doğuyor ve zamanla onu küstürüyor, soğutuyoruz.
Güneşimi küstürmediği için seviyorum bu kadını.
Kendimi seviyorum.
Beni ben yapan yolculuktaki yol arkadaşlarımı da…
Umarım sizin güneşiniz de hep sıcacık kalır…

Ezgi Balaban

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir