• ŞİİR

    KETUM

    Bu geceŞeffaf tenimin altına ince bir perde dokudumİnce fakat ketumOrta yerde kustukları hırslarınıKırgınlık kılıfına sardıkları kıskançlıklarınıKüskünce ördümUcuna suskunluktan saydam bir düğümSıkıca örtündüm Demek ben içimi hep yanlış yere döktüm Göremezsiniz artıkYüzüme vurduğunuz karanlığımıÖrtündümGöremezsiniz artıkIşığım da perdenin ardında kaldıOysa nasıl övünürdüm Sayenizde, büyüdüm.

  • DENEME

    Naz’a…

    Kendi çocuklarını büyütürken ya da torunlarını severken benim anneliğimin aklında nasıl kalacağını, kalbinde nasıl hisler uyandıracağını kestiremiyorum. Yaşın ilerledikçe kendinde sevmediğin bazı şeylerin faturasını bana keseceğini ve bunların çoğunda da muhakkak haklı olacağını biliyorum. Kestiğin faturayı adresime teslim etmeden önce bilmeni isterim ki elimden gelenin en iyisini yapmaya çalıştım. Bu konuda hakkımı teslim etmen bana yeter. Bir anne olarak beni nerede konumlandıracağını bilemesem de bir kadın olarak nasıl hatırlamanı istediğimi biliyorum güzel kuzum. Mutlu olduğumu bil. Tercihlerimde özgür olduğumu… İçimden geleni yapabilmek için hem kendimle hem dış sesle çok savaştığımı ve fakat sonunda başardığımı… Mutlu, tercihlerinde ve içinden geleni yapmakta özgür bir kadın olabilmek içinse kendi ayakların üzerinde durabilmelisin. Ben…

  • DENEME

    EKSİK

    Bazen eksik bir şey oluyor.  Ya hiç olmamış ya da o kadar uzun zaman eksik kalmış ki yokluğuna alışılmış, boşluğu kanıksanmış...  Adını koyamadığın, farkına varamadığın boşluğa adrese teslim bir özlem gelip yerleşiyor bir gün.  İki gündür bir "hâl"i özlüyorum. "Eksik bir uzvun hayalet ağrısı" gibi yazmıştım geçen hafta bir öyküde. Kendini gerçekleştiren kehanet oldu.  Eksik bir uzvun hayalet ağrısı gibi, o "hâl"in yokluğu içimi sızlatıyor.  Ezberimdeki cümlelere kelimeler ekliyor, öznelerini değiştiriyorum. "Sen halledersin." in öznesini 1.tekil şahsa çevirip sonundaki nokta yerine virgül koyuyorum. Virgülün peşine 3 kelime ekliyorum "Sen düşünme artık."  Güneş tutuldu ya dün, sanırsın ben güneşi elimle tuttum, öyle yandı canım. Bütünün hayrına niyetler tutacakmışız, öyle yazıyor astrolojiden…

  • Uncategorized

    TAVSİYE

    Sizi derdini paylaşacak kadar yakın gören biri size içini açtığında ona “benim de” diye başlayan cümleler kurarak kendi sıkıntılarınızı anlatmayın. Keşke daha önce konuşsaydınız, madem siz de içinizi dökmek istiyordunuz. Şimdiye dek yapmadıysanız şimdi hiç sırası değil emin olun. Dinlemek çok zor olmasa gerek. Gözünün içine bakarak dinleyin. Belki anlattığından fazlasını hissediyor ama kolay değil kendini açık bir kitap gibi ortaya koymak. Gözünün içine bakın, anlattığından fazlası varsa oradan anlaşılır, anlattıklarından fazlasını gözlerinden dinleyin. İnsan en çok anlatamadıkları duyulsun istiyor, dile gelmeyeni duyun.Anlattıklarını, dinlediklerinizi ve duyduklarınızı anlamaya çalışın. “Anlaşılmak” şifadır. Konu üzüntü veya hayal kırıklığı ise…Teselli etmeye çalışmayın, n’olur! O teselli sözcükleri zaten ezberinde karşınızdakinin. Yaptığı bir şeyden pişmansa eğer…