• ŞİİR

    YENİ

    İkimizin yeni nüshalarını yazıyorum Gerçeğe sadık kalmadan Öyleyse bu tek kişilik bir hikaye Temize çekerken özgürüm İşime nasıl, içimden nasıl gelirse Seni böyle anmak istemem o zaman Kimin üzerine düştüğünü önemsemeyen kara bir gölge Ya da tetiği çekili soğuk bir silah ensemde Filizlenmiş bir aşkı köklendirmekten korkmayan Cesur bir adamsın benim hikayemde

  • Uncategorized

    SÖZ

    Okulun bahçesindeki o güzel çiçekler ne çabuk kayboldu dersen, mor salkımların mevsiminin geçtiğini anlatırım sana İlkyazda başımızı döndüren o çok sevdiğimiz kokunun yasemin olduğunu söyler, minik beyaz çiçeklerini gösteririm Her pazar sen uyurken ilk sefer gibi özenerek kahvaltı hazırlarım Her rakı sofrasına sen seviyorsun diye atom ve kuru domates salatası koyarım Dondurucudan buzu eksik etmem Dünyayla ilgilenmediğin zamanlarda önce kendimden, sonra gündemden haber derlemeleri yaparım Unutacağını bilsem de saçma sapan detayları, dedikoduları anlatırım hevesle Unuttun diye küserim sonra Bırak artık şu sigarayı diye tuttururum Salonda uyuyakaldın diye darılırım ara sıra Yan odadayken özlerim “Çok sıkıldın, bu yaz kalbinden ne geçerse onu yap” derim de sitemsiz kıskanırım belki 19 yaşında Kızılay…

  • ŞİİR

    SENSİZLİĞİM

    Bir çocuğun üşüyen elleri sensizliğim Kime yazıldığını bilmeyen şiir Sensizliğim araf Nasıl örtüneceğimi bilmediğim bir kara çarşaf Bir kalıp zaman sensizliğim Günlere, haftalara ayrılmayan Bir gardiyan, iyi halden anlamayan Hasretinde kaybolduğum her gece Sonu sana çıkan bir tünel sensizliğim Harflerini kaybetmiş dilsiz bir alfabe Kalabalık şehirde ıssız köşe Bir dua sensizliğim Sonunda amin diyemediğim.

  • Uncategorized

    HAYDİ

    Haydi gel. Gidelim... Boğaz bizi bekliyordur şimdi Masamızı ayırttım çoktan, deniz kenarından Günün en güzel saatlerini kaçırmadan gidelim Gün batmadan birer duble içelim Ben yüzümü Arnavutköy'e dönerim Sen güzelim köprüyü izlersin Bilirsin ben balıkçı teknelerini köprüden çok severim. Karşı kıyıyla aramızda balıkçı teknelerinin kayıtsız mütevaziliği Başıboş süzülen martıların çığlıkları Ve deniz... Deniz mavi, deniz gri ve lacivert deniz Gökyüzü tenha, gökyüzü açık Bulutları kadehlere sığdırmışız Masada kavun, peynir Gerisi bence önemsiz İkinci dubleyle üçüncünün arasına İnce belli bardakta çay sıkıştırmışız. Elim usulca eline uzanmış Koskoca bir mevsim bu hayalle avunmuşuz Geceye lacivert inmeden gidelim haydi Zamandan azade bir geceye gidelim Çocuk olalım Aşık olalım İstanbul gibi sonsuz olalım. Ezgi Balaban

  • Uncategorized

    AN

    Gecenin bir vakti ruhum adını sayıklarken uyandım. Rüyamdan geceye bana eşlik eden hayalin kirpiklerimin arasından kaçıp gitmesin diye gözlerimi sıkı sıkı kapadım. Gözlerim kapalı, o yaz akşamında, o bahçede, o masada, o ”an”da bakışlarınla örtünüp senin yanında kaldım. Gözümü açar açmaz yokluk zincirine vurulacak o tek ”an”da birbirimizin yarım kalmış tüm cümlelerini tamamladık. Gözlerin kendi dilinde ezgiler bestelerken ay ışığı kadehlere doldu, söylenmeyenler aşk oldu… Deniz kokusu saçlarındaki dalgalara, ömrüm ömrüne karıştı. Şiir oldu zaman ve o tek ”an”da durdu, zamandan şiir doğdu. O ”an” işlemediğimiz bir suçtan ömür boyu suçsuz bulunduk. Özgürlük dalga dalga kıyıya vurdu. Yeni yazılar yazdık kaderimize. Verilmemiş sözleri ve söylenmemiş yalanları affettik. Uykulara, gecelere, satırlara,…