Bahar’ım…
Bir masada karşılıklı oturuyoruz. O çalışıyor. Bana ne yapacağımı sordu, ben de bir şeyler okurum dedim. ‘Seninle ilgili yazarım belki’ desem koşarak içeri kaçardı muhakkak.
Bütün baharlardan taze yüzüne ve yeşil sızan gözlerine kısacık, kaçamak bakabiliyorum. Bazen gözümü ondan alabilmek için çok çaba harcamam gerekiyor ya da kimi zaman ona bakarken gözlerimin dolduğunu saklamak için. Biliyorum ki benim duygusallığım anlamsız hatta komik geliyor ona şimdilerde 🙂 Uzun uzun bakmıyorum işte tam da bu yüzden, neler söylemek istiyorum da içimde tutuyorum çoğu zaman.
Bu akşam karşılıklı otururken dinlediğimiz müziği onun seçmesini istedim. Dün onun tavsiye ettiği bir diziyi izledim. Onun dünyasına girebilmek için aralanmış kapılar bulmaya çalışıyorum. Benim canımdan olanın benden başka olduğunu ve bambaşka bir yolculuğu olacağını biliyorum. Kapalı hiçbir kapıyı zorlamadan, ürkütmeden yolculuğuna eşlik etmek istiyorum. Bana anlatamayacağı, benimle paylaşamayacağı şeyler olacağını biliyorum, bunu sonsuz anlayışla karşılıyorum. İstiyorum ki anlatmak istediğinde dinlemeye hazır olduğumu bilsin. Hata yapmaktan korkmaması gerektiğini, bana göre hata olanın onun doğrusu olabileceğini, nihayetinde mutlaka hatalar yapacağını ve benim onu hatalarıyla da çok seveceğimi bilsin istiyorum. Hiçbir kırgınlık, öfke ya da hayal kırıklığı ona olan sevgimi eksiltmeyecek, bunu böyle bilsin…
Ondan çok şey öğreniyorum, özellikle bana benzemeyen taraflarından…Zaman zaman çatışmamıza sebep olan bu farklılıkların aslında kendime olan öfkemi tetiklediğini fark ettim. Şimdi kendi istekleri için ısrarcı oluşuna, ”hayır” cevabını sorgulayışına ve kolay kabullenmeyişine saygı ve hatta hayranlık duyuyorum. Bu işte bir yanlışlık var mı bilmiyorum ama ben de onun yolundan gitmeye çalışıyorum 😉
İnsanın hayatta kendini ”tamamlanmış” hissettiği anlar vardır, geri kalan her şeyin önemini yitirdiği anlar. Onunla beraber güldüğümüz, benim onu güldürebildiğim anlardan ötesi yok benim için…
Onu kucağıma aldığıma çok gençtim ve çok kaygılı… Hayatın beni zorladığı anların acısını zaman zaman ondan çıkardığım, öfkemi ve yorgunluğumu hiç hak etmediği halde ona yönlendirdiğim zamanlar oldu. Her ”anne” gibi ben de istemeden incittim, incitiyorum…Fakat çok seviyorum…Tüm koşullardan bağımsız ve beklentisiz olarak son nefesime kadar çok seveceğim. Kendi yolculuğunda özgün olması için benden ne bekliyorsa elimden geldiğince yapacağım. Ve gerekirse o malum soruyu her sabah ona tekrar, tekrar ve tekrar ama farklı bir şekilde soracağım; ”Mutlu olmak varken neden normal olasın ki!”
Ezgi Balaban

