Uncategorized

MASUM

Başka bir cümlenin içinde cümlenin masum bir öğesi olmak üzere yan yana dizilmiş harfler, o cümlenin içinde adeta bir cinayet silahına dönüşmüştü. Daha önce belki binlerce kez duyduğum, büyük ve küçük ünlü uyumlarına uyan, dolayısıyla uyumlu ve uslu olması gereken bu harfler dizisi, ağzından çıktığı anda bir kelimeden ziyade taşınması yasaklanmış bir sustalıya benzemişti.
Kötülüğü idrak etmem ve tepki vermem zaman aldığından ancak sızan kanı görünce ne olup bittiğini fark ettim.
Taşınması yasak sustalıyla açılması yasak yaralar açmış meçhul olmayan failin vicdanı kendince rahattı. Nefsi müdafaa…
Ilık ılık akan kandan gözümü ayırmadan ben de sana hafifletici sebepler bulmaya, kendime seni savunmaya çalıştım.
Yapamadım.
Seni affetmek istedim.
Yapamadım.
Oysa sana ne kadar inanmıştım.
Bir kelimenin yaşananları, hatırlananları ve hatıraları silebileceğini, yazılmış bir tarihi değiştirebileceğini, kelimelerin bir insanın canını alabileceğini bilseydin keşke.
Keşke beni seni sakladığım yerden vurmasaydın.
Beni incitmeye çalışırken bendeki seni yan yana dizilmiş o masum harflerle öldürmeseydin…